Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YEREL YÖNETİMLERE ÇAĞRI; SÜRDÜRÜLEBİLİR BALIKÇILIĞA KATKI İÇİN VAR MISINIZ, YOK MUSUNUZ?

Türkiye’de tüm toplumumuzun beslenme gereksinimi ve bunun sürdürülebilirliğinde başı çeken temel konularından biri ulusal ekonomiye yaklaşık % 1 dolayında katkı sağlayan balıkçılıktır. Balıkçılığın ana etmenini oluşturan sucul canlı kaynakların en belirgin özelliği kendini her yıl yenileyen üreme özelliğidir.  Bu özellik doğa kurallarına uyulması halinde onun sonsuza değin insanoğlunun gıda gereksinimine cevap verme kapısını açık tutar. Ne var ki bu kaynak avcı konumundaki insanoğlunun sucul canlıların üreme fonksiyonelliğine aykırı tutumu nedeniyle büyük bir tehlike içerisindedir. Bu tehlikeyi önlemek için de tüm sucul canlılarımız Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesindeki Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Ticari Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ” ile güvence altına alınmaya çalışılır. Hal böyle olmakla beraber 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu ve gerekse söz konusu tebliğ aracılığı ile alınan önlemlerin çağdaşlığı yeterli olamamakta...

Belediyeler imza kampanyası başladı !

T.C. İÇİŞLERİ BAKANLIĞI Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’ne Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve kendisine bağlı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü  “canlı sucul kaynakların sürdürülebilir avcılığı” konusunda uygulamaya koyduğu bütün olumlu politikalara rağmen ülkemizde yasa dışı balık avcılığı ve ticareti neredeyse engellenemez bir şekilde devam etmektedir. Genel Müdürlük, il ve taşra teşkilatlarının insanüstü çaba ve gayretlerine rağmen balıkçı dükkânları, pazar yerleri ve hatta büyük marketler de bile her türden yasa dışı su ürünü pervasız bir şekilde pazarlanmaktadır. Unutulmamalıdır ki, ortak kamu malı olan canlı doğal kaynakların korunması sadece siyasi değil, aynı zamanda insani bir görevdir. Günümüzde bu sorumluluğun yerine getirilebilmesi için en önemli adım yasa dışı avcılığın engellenmesidir. Yasa dışı avcılığın engellenmesi ise ancak yasa dışı balık ticaretinin engellenmesi ile başlayacak bir süreçtir. Ya da başka bir deyişle, yasa dışı balık ticaret...

“Adalar ve Ambarlı bölgesinin avlanmaya yasaklanması gırgır ve trol tekneleri için adeta fırsat oldu.”

Marmara denizinde bazı sahaların gırgır ve çevirme ağlarına kapatılmasından sonra ilk önceleri Gırgır avcıları tarafından dile getirilmeye başlayan, giderek te bazı çevrelerde kendisine yer bulmaya başlayan bir görüş var. Buralar kapatıldı da ne oldu, “Gırgıra kapattınız korsan Trolün ekmeğine yağ sürdünüz “ şeklinde ifade edilen bu anlayış ve söylem amaçlar ne olursa olsun yasakları önemsizleştirme ve bu yasakları uygulamaya koyan merkezi otoriteyi itibarsızlaştırma amacına hizmet etmektedir. Ayrıca bu söylem bu sahalara ve bu sahalardaki yasa dışı faaliyetler konusunda bir gerçeklikte içermemektedir. Ben adalar bölgesinden örnekleyerek devam etmek istiyorum. Adalar bölgesinde korsan Trol faaliyeti bu yasaklarla başlamamıştır. Kınalı ada arkası, kınalı ada Burgaz ada arası ve Burgaz kaşık m ada arasında yapılan korsan Trol avcılığı bu yasaklar çıkmadan öncede vardı ve hala var. Tıpkı İstanbul boğazı, Kumkapı, Yeşilköy, bayırlar ve benzeri yerlerde olduğu gibi. Ne yazık ki yasa dı...