Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Kıyı Balıkçılı ğ ınım Aktüel Sorunları ve Çözüm Önerileri 1-Kıyı Balıkçısı-Büyük Balıkçı Arasındaki Balıkçılık Saha Payla ş ımı Problemi Azalan balık stoklarına ve artan balıkçı sayısına bağlı olarak özellikle 2000’li yılların basından itibaren kıyıdaki balıkçılık kaynaklarından yararlanan kıyı/artisanal balıkçıları; bu kaynaklardan yaklaşık 1990’ların ortalarına kadar elde ettikleri av miktarına, dolayısıyla da gelir düzeyine ulaşamamaktadırlar. Kıyı balıkçıların en çok yararlandığı hedef türlerin basında kalkan, barbunya, mezgit, tirsi, lüfer ve palamut ekonomik balıklar yer almaktadır. Bu gün kıyı balıkçıları için en büyük sorunlarının basında; stokları azalan bu türlerin avlandıkları alanlar da büyük balıkçılar da avcılık faaliyetlerini sürdürmeleridir. Av sezonu boyunca yakın kıyı sularına kadar (10 kulaç) yaklaşan büyük balıkçı tekneleri; derinlikleri 100-150 metreye varan çevirme ağları ile birlikte hedef tür olarak avladıkları başlıca hamsi, istavrit, lüf...
Yasal avlanma boyları.
  Ne kadar sihirli bir kelime birlik. İnsanı cezbediyor ve hayallere dalmasına sebep oluyor. Benimde böyle bir hayalim var, "geleneksel kıyı balıkçılarının birliğini" hayal ediyorum. Kendi düşüncemizi, kendi taleplerimi ortaya koyan bağımsız bir örgütlenme. Görmeyenlere, duymayanlara "bakın biz buradayız" diyen bir örgütlenme. Aşağıdan yukarı doğru örgütlenmiş, birilerinin kendisini temsil etmediği, kendi temsili yetini sağlayan bir örgütlenme. Kendi demokrasisini ve bu demokrasinin sürdürülebilirliğini sağlayan bir örgütlenme. Kralın çıplak olduğunu görüp te susmayan, bana ne başkaları söylesin demeyen bir örgütlenme. Her örgütlenme faaliyeti bir amaç için bir araya gelmek ve o amaç için birlikte mücadele etmek fikrinden doğar. Ortak çıkarlar, ortak talepler ve ortak fikirler olmadan bir araya gelmek ve örgütlenmek bir hayaldir, daha da ötesi "küçük balıkçı" için boş bir hayaldir. Ayrı örgütlenme fikri; geçmiş deneyimler, için...
LOTUNA Orkinos Piyangosu
GELENEKSEL BALIKÇILIĞI YAŞATMA DERNEĞİ. GEBALDER Türk balıkçılığının 2000’li yıllarınbaşında girdiği kriz giderek derinleşmekte ve balıkçılığımız varlığını devamettireme me noktasına doğru hızla ilerlemektedir. Balıkçılık rejimimizin böyle devam edemeyeceği konusunda herkes hem fikir olmasına rağmen, çözümler tartışılmaya başlandığında ya da en azından acil önlemler konuşulmaya çalışıldığında bir ortak payda oluşturma konusunda hiç bir ilerleme sağlanamamaktadır. Sektörü temsil eden her balıkçı gurubu, kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmekte ve kendi problemlerinin çözümlerini balıkçılık sorunlarının çözümleri olarak anlamaktadırlar. Son 3 yıldır yapılan her balıkçılık toplantısı, çatışmalar ve karmaşa ile son ermiş en küçük bir anlaşma bile sağlanamamıştır. Yine son 3 yıldır gerek idarenin iyileştirme girişimleri gerekse küçük balıkçı ve STK’ların reform talepleri karşısında direnen, bu direnişini de giderek sertleştiren bir "Endüstriyel Avcı Gurubu" ile karşı karş...
Yavru balık yakalandığında "öpmeden salma denize" derdi babalarımız.   Öperek salardık denize, kırlangıç, kalkan, pisi ve onlarca balığın yavrusu, heyecanla bakardık arkalarından, huzurlu ve saygılı.  Deniz işyerimizdi, balıklar ekmeğimiz.  Zengin olamazdık belki ama aç da kalmazdık. Onlar beslenebiliyorsa, onlar üreyebiliyorsa, onların yavruları hayatta kalıp yaşamını devam ettirebiliyorsa, biz de varlığımızı devam ettirebiliyorduk. Kaderimiz kaderleri idi, kaderleri kaderimiz. Önce uskumruyu kaybettik, sonra kılıçları. Denizin kuru fasulyesi derdik istavrite, artık yok olmak üzere. Ağustos ayında başlardık lüfer tutmaya, gazlı lüks lambalarının ışığında, Ocak'ta, Şubat'ta kofanalarla dolardı livarlarımız. Orkinoslar koparırdı oltalarımızı, kızmazdık onlara. Saygı ve hayranlıkla seyrederdik kendilerini sudan fırlatışlarını. Büyüklerimiz zıpkın vurmazdı küçük kılıçlara. Palamut, kalkan, uskumru fakir balığıydı çocukluğumuzda. O kadar bol ve ucuzdular ki, sofralar...
Denizlerde her şey yolunda (!) birde şu münafıklar olmasa ... bir tur balikci. su an cnn turk'te karsisindaki konusmacilari safsatalarla konusturmamaya calisiyor . basariyor da. cirkefligi diz boyu. kendisine sakin ol sampiyon demek istiyorum. günü kurtarmaya güdümlü, kooperatif başkanı. "60 sayfa kitap yazan profösör oluyor" demiştir, entellerden hiç haz etmemekte, ancak sorsan 60 sayfa kitap okumamıştır, o başka. Yukarıdaki alıntılar ekşi sözlükten. Bana göre Kokoş profilini tarif etmek için yeterli bir açıklama. Açık ve net bir şekilde davranan biri. Günü kurtarmaya ve karşısındakini konuşturmamaya çalışıyor. Bilim insanlarına, çevrecilere, STK’lara ve muhalefet eden biz küçük balıkçılara karşı söyledikleri ortada. Bu yazının amacı Kokoş tartışmak değil. 3 yıldır süren ve giderek şiddetlenen bu mücadelenin içine girdiği yeni aşamadır. Daha doğrusu sürdürülebilirlik için av, boy, tür, derinlik vs. gibi konularda yapılması muhtemel kısıtlamalara ve yeni d...

Sucul kaynakların hakça paylaşımı.

  "Balıkçılık her ne kadar tarım sektörü içinde konumlanmış olursa olsun onu tarımdan ayıran en temel faktör kaynakların yenilenmesi ve gelişimi doğrultusunda insan emeğinin herhangi bir katkısı olmayışıdır. Değişik ülkelerde tohumlama ve yavru salma gibi çalışmalar olmasına rağmen bunlar henüz deneme aşamasında yapılan faaliyetlerdir. Bu nedenle de sürdürülebilir balıkçılığa dair tartıştığımız her şey, esas olarak “nerede, ne zaman, nasıl, neyle ve ne kadar avlarsak stoklar varlığını sürdürebilir” tartışmasıdır. Tüm dünyada stoklar tahrip olmuştur ve hala hızlı bir biçimde tahribat devam etmektedir. Önlem almaz isek en değerli ticari stoklar yok olacak ve ekolojik sistemin en önemli parçası olan denizlerin yapısı ve fonksiyonu da değişecektir." Türk balıkçılığının bu gün içinde bulunduğu durum bu tartışmayı bir başka tartışma ile birlikte yapmayı zorunlu kılıyor. Bu tartışma sucul kaynakların paylaşımında adaletin nasıl sağlanabileceği tartışmasıdır. Bu adal...

yorumsuz

Aşırı avcılık engellenmezse, 2050 de okyanusta balık bitebilir.