Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

21 Kasım dünya balıkçılık günü üzerine

  Nayloncu geldi hanım ... Yaşı benim yaşıma yakın olanlar hatırlayacaklardır. Çocukluğumuzda nayloncular vardı. Sokak sokak gezelerler evlerdeki kullanılmayan bakır veya sarı ev eşyalarını naylon leğenler ve kovalarla takas ederlerdi. Hala hatırlıyorum “nayloncu geldi hanım” diye sokakları çınlatan nidalarını. Giderek naylon eşyalar metal eşyaların yerini aldı ve artık evlerde naylon gereçler ile takas edilecek eşya kalmadı. Kalanlar ise antika statüsünde olduğu için çok değerli hale geldi. Yine aynı çağlarda naylon eşya yoksulların düşük fiyatları nedeni ile rağbet ettiği malzemelerin başında geliyordu ve naylon eşya kullanımı bir sosyoekonomik göstergeydi. Bu nedenle de aynı dönemlerde “naylon” bir aşağılama sıfatı idi. Bu yılın “Dünya küçük ölçekli geleneksel balıkçılık ve aile yetiştiriciliği yılı” ilan edilmesi ve yine 21 Kasım tarihinin de “Dünya Balıkçılık Günü” olması sebebiyle sosyal medya üzerinde dolaşan mesajlar bana çocukluğumun “nayloncu geldi hanım” diye bağır...

6 Kasım (boğazda avcılık) rezaleti üzerine

  6 Kasım (boğazda avcılık) rezaleti üzerine Poyrazköy Su Ürünleri Kooperatifinin Denizcilik Genel Müdürlüğüne İstanbul Boğazında Balık avcılığının serbest bırakılması için yaptığı başvuru ülke tarihine geçecek bir cevap ile kısmen kabul edildi. İlk bakışta mesele kaynakların korunması ve sürdürülebilir balıkçılık açısından dikkat ve tepki çekse de esasında gerek kooperatifin başvurusu gerekse de ilgili müdürlüğün cevabi yazısı çok daha derin bir tehlikenin kapıya dayandığının habercisiydi. Bu tehlike küçük ve basit kurnazlıklar Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün balıkçılık yönetimindeki yetki alanının ve balıkçılık ile ilgili mevzuatın devre dışı bırakılması tehlikesidir. Anlatayım; Ülkemizde balık avcılığının yönetiminin yetki ve görevleri Tarım Bakanlığındadır. Ulaştırma Bakanlığı veya başka bir bakanlık bu alanda ne karar alıcı nede icracı değildir. Bu nedenle yazıya verilmesi gereken resmi cevap “muhatabınız ben değilim” olmalıydı. Lakin Denizcilik Genel Müdü...

KADIN BALIKÇILAR ÜZERİNE

"Avlayanlar insanlar avlananlar aslanlar olduğu sürece av hikayelerini hep insanlar yazacaktır" Afrika atasözü. Tarih dediğimizde genellikle anlaşılan geçmişe dair olayların bilgi, belge, menkıbeler ve benzer kanıtlara dayanan olaylar ve olgular dizisinin anlatılması anlaşılır. Bu anlatım esasen doğru bir temele otursa da bir eksikliği içerir. Tarih aynı zamanda yapımında var olduğumuz ama (ve) dünden bu güne bu günden yarına bir bütünlüğün yani insanın hikayesinin bütünlüklü bir anlatımını içerir. Ve yine geçmişteki olaylar nasıl gerçekleşirse gerçekleşsin yaşanılan anın ihtiyaçlarına uygun yeniden yorumlanır ve yorumlandıkça gerçekliğinden uzaklaşmaya başlar. Balıkçılığın tarihi de bundan bağımsız değildir. Tüm kaynakları ile sömürdüğümüz sucul ekosistemin ve varlığı onun varlığına bağlı olan balıkçılığın tarihi de dün başka bu gün başka ve muhakkak yarın başka anlatılacak ya da yorumlanacak. Ama hakikat hiç değişmeyecek. Kalkınmacı politikalar canlı doğal kaynaklar üzerin...

Yeni sezon başlarken.

  Yeni sezon başlarken. Her ne kadar bu gece saat 12:01 de başlayacak olan Gırgır ve Trol avcılığı sezonu olsa da toplumsal olarak “genel bir av sezonu” olarak algılandığını ve kabul gördüğünü biliyoruz. Ben tarımın başladığı bölge olarak gördüğüm Anadolu coğrafyası ve Mezopotamya’nın hasat şenlikleri olarak görür ve bu toplumsal algıya kendimce katılırım. Tarım, hasat ve şenlikler birbirinin ayrılmaz parçaları oldu tarih boyunca.   Bu yazının amacı hasatlar ve şenlikler değil. Nasıl bir sezona giriyoruz ve bu sezonun tüketici ve balıkçılar açısından nasıl bir sezon olacağıdır. Ege’deki durum hakkında çok bilgim yok.  Karadeniz ve Marmara’daki durum ise şöyle; Karadeniz’de üreme sezonu boyunca görülen işaretler Palamut açısından bol bir sezon yaşanacağını gösteriyor. Buna rağmen bu büyük stokun ava nasıl yansıyacağı ya da pazara ne kadarının çıkacağı iklimsel koşullara bağlı olacak. Erken ve hızlı bir göçün av miktarlarını düşüreceğini unutmamak lazım. Lüfer kon...

Yeniden amatör balıkçılık tartışmaları üzerine.

  Yeniden amatör balıkçılık tartışmaları üzerine. “Bundan yaklaşık 9 sene önce SAD Sorumlu Amatör Balıkçılık projesi için bir araya geldiğimizde uzun uzun Amatör Balıkçılık kavramının günümüzde yeterli olmadığını tartıştık ve kaba hatları ile de olsa Sorumlu Amatör Balıkçılık kavramının sürdürülebilir balıkçılık mücadelesinin ihtiyaçlarına daha uygun olduğuna karar vermiştik. Amatör balıkçılıkta genel yaklaşımın balığı satmamak ve kurallara uygun avlanmakla sınırlandırılmasının sakıncalarından uzun uzun söz etmiştik. Toplantıya Ankara’dan gelen Serkan İnanç ve rahmetli Ayhan Şimşek (özlemle anıyorum) bu toplantıya gözlemci sıfatı ile gelmişlerdi. Kaş toplantısı sonrasında ise OLTACIDER proje paydaşı olarak devam etti. Bu açıklamayı bu tartışmalar sanki dün başladı ve bizler birbirimizi yeni tanıyor ve söylediklerimizi ilk defa duyuyoruz zannına kapılmayı önlemek için yapıyorum. Biz o zamanlardan beri mevcut amatör balıkçılık tarifinin yeterli olmadığını logaritmik büyüyen bir...

Bir bardak suda fırtına koparmak!

  Bir bardak suda fırtına koparmak! Yaklaşık 1 aydır neredeyse tamamı iç sularda olan ve neredeyse tamamı sadece “amatör avcılık faaliyetleri” ile kendini sınırlamış olan federasyon ve dernekler (çoğul kullandığıma bakmayın aslında büyük bir kitleyi temsil etmiyorlar) agresif bir şekilde etrafa saldırıyorlar. Örgüt merkezlerinden başlayan bu saldırılar en tepede sert protestolar şeklinde bir görünümlü olsa da tabana doğru yayıldıkça çirkinleşiyor. Sosyal medyada ötekileştirme, aşağılama ve hakaretler gırla gidiyor. En yukarıdan başlayan bu saldırılar tabanda bir linç kampanyasına dönüşüyor. Benim tartışmak istediğim konu işe bu çirkin kampanyadan çok (bu yöntem sadece kendilerine zarar verecek) “sürdürülebilir balıkçılık mücadelesinde gerçek paydaş olan (olması gereken) iki grubun arasında bir düşmanlık inşa etme çabalarıdır. Bu çabaların tek bir sonucu olabilir o da kutuplaşma. Kutuplaşma ise bu yapıları büyütmez sadece etrafındakileri (dar bir kitleyi) kemikleştirir. Oysa b...

Palamut ’tan sonrası tufan!

  Palamut ’tan sonrası tufan! Şimdi hızla karar verme zamanı. UZATMA AĞLARI İLE PALAMUT AVCILIĞI 15 AĞUSTOS TARİHİNDE BAŞLAMALIDIR. “2022 Dünya Küçük Ölçekli Balıkçılık ve Aile Yetiştiriciliği” yılında aşağıda sayacağım nedenlerle yok oluşun eşiğinde olan küçük balıkçıya yaşam desteği verecekmiyiz yoksa “Allah’tan ümit kesilmez diyerek kaderine mi terk edeceğiz. Küçük Ölçekli balıkçılık kıyı ekosisteminde ki çöküş, büyük ölçekli avcılık karşısında ki rekabet güçlüğü ve yasadışı avcılık karşısındaki çaresizliği nedeni ile zaten günden güne küçülmekte ve bir yok oluşa doğru gitmektedir. Bakanlığımız bu yok oluşu engellemek için Malta’da Uluslararası bir anlaşma imzalamış ama ne yazık ki küçük balıkçılığın korunabilmesi konusunda (iyi niyetli çabalara rağmen) gözle görülür bir ilerleme sağlanamamıştır. Bu genel olumsuz tabloya son 3 senedir küresel ölçekte yaşanan pandemi ve buna bağlı olarak tedarik zincirindeki kopuş eklenmiş pandeminin ilk 2 senesi (Özellikle İstanbul balık...

ASOF yine kampanya yapıyor.

  M İ S İ NA A Ğ LAR KAT İ LD İ R. İ ÇSULARIMIZDA VE DEN İ ZLER İ M İ ZDE KULLANIMI TAMAMEN YASAK OLMALIDIR. Sucul hayata verdi ğ i zararlar herkesçe bilinen ve ilgili kurumlar ile bilim insanları tarafından her fırsatta dile getirilen Misina A ğ ların içsularımızdan sonra denizlerimizde de kullanımının serbest bırakılaca ğ ı ve hatta bu yönde ilgili kurumlarımızın çalı ş malara ba ş ladı ğ ı duyumlarını üzülerek ö ğ renmi ş bulunmaktayız. Bu duyumlara inanmak istemedi ğ imizi belirtir, serbest bırakılması halinde eskiden oldu ğ u gibi yine aynı duru ş u sergileyece ğ imizi bildiririz. Saygı ve selamlarımızla, Amatör ve Sportif Olta Balıkçılı ğ ı Federasyonu ASOF Yönetim Kurulu   ASOF yine kampanya yapıyor. Yazıya başlamadan evvel bu yasağın altyapısını ve hangi sebepler ile ülke gündemine geldiğine dair bir bilgilendirme yapmakta fayda var. Bu yasak Türkiye’de ip ağ üreten firmaların misina ağların ülkeye ihracaat yolu ile girmeye başlaması, balıkçıların ...

Endüstriyel avcılığı desteklemek yok oluşu desteklemektir.

Mazot fiyatı hepimizin bildiği gibi aşırı arttı. Büyük avcı filosunun iki temel işletme gideri var. Bunlar tayfa ücretleri/payları ve yakıt giderleridir. Ve doğal olarak bu fiyatlarla sezonu tamamlamaları zor onları anlıyorum. Lakin denizlerimizde kaynakların artmadığı bir süreçte yakıt fiyatının sübvansiyonunun ne anlama geldiğini kimse tartışmıyor. Bu ülkenin balıkçısı da balıkçılık yöneticisi de kaynaklar azalırken bizim büyük avcı filosuna yaptığımız/yapacağımız destek ülke balıkçılığına bir fayda sağlar mı sorusunun cevabını düşünmeli ve tartışmalıdır. Bu tartışma belki kısa vadede ertelenebilir ama kaçınılmazdır. Konuyu biraz açalım. Biz filonun kaynağa göre aşırı büyük olduğunu bu avcılık kapasitesi ile çok yakında yolun sonuna geleceğimizi biliyorduk. Hem balıkçı camiasındaki genel kanaat hem de balıkçılığı yöneten resmi otoritenin kararı ile 10 yıl önce filo sayısının düşürülmesi ve av kapasitesinin azaltılması konusunda (biraz da AB uyum süreci gerekliliği olarak) adım at...