Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Balık ticaretinde kirli rekabet

Balıkta ağır metal tartışmasında medya maniple eden mi yoksa maniple edilen mi? Gıda insan neslini devam ettirebilmek için en temel ihtiyaç maddesidir. Yaşamak için beslenmek zorundayız beslenmek içinse iki gıda türüne ihtiyacımız var. Hayvansal gıdalar ve bitkisel gıdalar. Bitkisel gıdalarda da benzer sorunlar olmasına rağmen bu yazı hayvansal gıda ve onun üzerine oynanan oyunlara günümüz dünyasının ticari parametreleri üzerinden bakmayı ve okuyucunun aklını kışkırtmayı amaçlıyor. Kışkırtma lafzını kullanmaktaki amacım, gözden kaçan, bilinmeyen yada unutulan gerçeklerin ışığında olan biteni anlama çabası yaratmaktır. Hepimizin bildiği üzere bir TV kanalında 11 balıkta ağır metal bulunduğu ve insan sağlığı için ciddi tehditler içerdiğini iddia eden bir haber program yapıldı. Haberin etkisi çok hızlı bir biçimde balık ticaretine yansıdı ve balık satışlarında (henüz elimizde oransal rakamlar olmasa da) ciddi sayılabilecek bir düşüş yaşanmaya başladı.  İnternet'te  çıkan ...

A TV programı ve ardından gelişen tartışmalar.

Bir TV kanalında deniz balıklarının gıda olarak güvenilmez olduğu, ağır metaller içerdiği için tüketilmemesi gerektiği üzerine bir program yapıldı ve ortalık karıştı. Bu programla ülkemiz yasalarını ihlal eden iki suç işlendi. Halkı paniğe sevk edecek şekilde haber ve yayın yapmak ile haksız rekabet bizim yasalarımıza göre suçtur. Ben hukukçu değilim bu programın ihlal ettiği başka kanunlarda varmı bilmiyorum, zaten amacımda olayın bu yönünü tartışmak değil. Konuya başka bir alandan bakmak, 4 yıldır sürdürülebilir mücadelesinde balıkçılık reformlarına karşı ısrarlı ve sistemli direniş gösterenler ve onların argümanları açısından tartışacağım konuyu. Program esnasında sosyal medyada bir kısım medyada programın twitter hesabına mesaj göndererek balyan protestolar giderek artıyor. Öyle gözüküyorki önümüzdeki birkaç gün daha bu tartışmalar ve protestolar sürecek. Biz tartışmak istediğimiz noktaya, balıkçılık reformuna direnen bir kısım endüstriyel avcıların son 4 yıldır balık stoklarınd...

Karakolda doğru söyler mahkemede şaşar…

Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ticari avcılık kurallarını belirleyen ve 4 yılda bir yayınlanan 3/1 saylı son tebliğ ile 24 metreden sığ sularda gırgır avcılığını ve Marmara denizinde bazı bölgeleri Gırgır avcılığına yasakladı. Büyük çekmece, İstanbul adalar bölgesi ve İzmit körfezi Hersek burnunun doğusu.  Bizim yazımıza konu olan bölge İstanbul Adaları yasak sahası ve sahadaki kaçak avcılık faaliyeti ile bu faaliyeti gerçekleştirenlerin zaman zaman komik, zaman zaman, ahlaksız ama kesinlikle utanmaz davranışları olacak. Karadeniz av sezonunun bitmesi ile birlikte Marmara’ya inen Gırgır motorlarının bir bölümü yaklaşık 40 gündür bu yasak sahada sistemli ve ısrarcı bir şekilde avlanma girişiminde bulunuyorlar. Yakalanma riskini göze almaya değer miktarda balık olduğunda tereddüt etmeden av yapıyorlar. Neden yapmasınlarki eğer denizde 10-20-30.000 TL eder miktarda balık varsa sen 5300 TL cezayı göze almaz mısın? Bunlar bu cezayı göze alıp ysak sahada balığa ağ ...

Yasa dışı balık satışına son belediyeler göreve!

Yasa Dışı   Balık Satışına Son! Belediyeler göreve. Sürdürülebilir balıkçılık ve sucul kaynakların hakça paylaşımı için geçen mücadelenin ardından bu sezon yeni düzenlemeler ve kurallarla başladı. Balıkçılığımızın içinde bulunduğu durum göz önüne alındığında, alınan kararların ve uygulanabilmesinin önemi çok büyüktür. Bu yeni düzenlemeler hayata geçtiğinde alınacak sonuçlar, balıkçılığımızın gelecekteki yönetimi açısından vazgeçilmez öneme sahiptir. Devlet “Su ürünleri avcılığında üretimi arttırıcı politikaları terk ederek”, korumacı “sürdürülebilir balıkçılığa geçiş” anlayışını temel almaya başladığını göstermiştir. Yıllardır uğruna mücadele ettiğimiz taleplerin gerçekleşmesi doğrultusunda en büyük adım atılmış, merkezi otorite bilime, sürdürülebilirliğe balıkçılık camiamızın taleplerine kayıtsız kalmadığını göstermiştir. Elbette daha atılması gereken çok adım, alınması gereken çok karar vardır. 3/1 sayılı tebliğ ile tüm balıkçılık sorunlarının biteceğini ummak büyük hayalci...

Dökülük'ün hikayesi ...

Yanço (İsmail Bağkıram Rahmet ve saygıyla Dökülük Dökülük ismini uzun yıllardır sanal alemde kullanıyorum. Üstelik bu isim sadece sanal alemde de kullandığım bir isim değil 2007 yılından beri teknemin adıda Dökülük. Tanımayan hikayesini bilmeyen çok insan için yadırgatıcı olduğunu biliyorum. Hatta 2007 yılında tekne ismini Dökülük olarak tescil ettirirken limandada çok şaşırmışlardı. Arslan, Kaplan, Yunus, v.s. gibi isimler verine “kimilerine göre dalga geçilebilecek” bu neden kullandığımı hep merak ettiler ve ben her seferinde sıkılmadan hatta gururla anlattım. Şimdide sizlerle lakabımın neren geldiğinin hikayesini paylaşacağım. Ben Maltepe’liyim. İstanbul’da Kartal ile Bostancı arasında bir ilçedir Maltepe. Tarihi Bizans öncesine, Antik Çağlara kadar dayanır. Eski çağların tipik bir balıkçı köyü yakın tarihini ise Bostancılık ve Balıkçılık yapılan yerleşim birimlerinden biridir. İşte bu Maltepe’nin "Yanço İsmail" (İsmail Bağkıran) isimli bir reisi vardı. Kaptanlık, Ba...

SÜRDÜRÜLEBİLİR BALIKÇILIK MÜCADELESİNDE 2012

Bir yılı daha bıraktık arkamızda. Gerilimli mücadeleler ve bunlara bağlı yorgunluklar dolu geçmesine rağmen umutların yükseldiği bir yıl oldu 2012. Bizler 2012 yılını Türkiye balıkçılık mücadeleleri tarihinde en ileri hamlelerin yapıldığı, taşların yerine oturmaya başladığı bir yıl olarak anımsayacağız. Kim bilir belki bir gün Türk balıkçılık reformu tarihi yazılırsa eminimki 2012 yılı ve yapılanlar orada hak ettiği yeri alacaktır. Bir kez daha tekrarlarsak 2012 balıkçılığımız “sürdürülebilir yönetimi” ve “balıkçılık gelirlerinde adil paylaşım” için umutların arttığı bir yıl olmuştur. Bu yazının amacı geçtiğimiz yıl ve olanlar hakkında derin analizler yapmak değil, olanları ve etkilerinin altını çizmek 2013 yılı için dersler çıkarmaktır. 2012 sürecinin tarihsel arka planı Geçtiğimiz yıl yaşadığımız her şey geçmiş bir zaman periyodu içinde gelişen olaylar, bu olaylar karşısında alınan tavırların ve ortaya konmuş olan talepler doğrultusunda yapılan mücadelelerin eseridir. Bu...