Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Susturamazsınız!

  İmaj olarak küçük kayık resmi de pek anlamlı olmuş :) "Siz siz olun balıkçılık ve balıkçı hakkında yalan yanlış yorum,küfür v.s yapmamaya çalışın derim, DEMBİR yani sektörün avukatları izliyor ve yakında davaları açıyor..önceden uyarmadı demeyin.." Yukarıdaki mesaj Gırgır avcılığı yapan ve aynı zamanda büyük balıkçının sektör örgütü olan DEMBİR'inde yöneticisi olan Murat KUL tarafından tweetter'da paylaşıldı.  Murat KUL beyefendi bir adamdır. Sesni yükseltmez, hakaret etmez toplantılarda bağırıp çağırmaz. Murat KUL  camianın eğitimli ve akıllı adamlarındandır. Olan biteni bilir ve tehlikeyi görür. Ve yine uzun zamandır "en büyük meselenin büyük ölçekli avcılık ve balıkçılık sorunlarının kamuoyu önünde tartışılması" olduğunu bilir. Bilir ki balıkçılık kamuoyu nezdinde tartışılırsa idare üzerinde baskı oluşur. Büyük balıkçı idare üzerinde sivil toplum baskısı oluşmasını istemez. Onların kendi siyasal ilişkileri ile  (ve onların üzerinden) yaptığı lobi faaliy...

Uskumruyu korumak.

Son yıllarda Güney Marmara ve Kuzey Ege'den Marmara denizine ciddi sayılabilecek miktarlarda balık girişi var. Son iki senedir ise bu balıkların Marmara denizinde yumurta yaptıklarına şahit oluyoruz. Yumurtlayan türler ise Sinarit, Kalamar ve Uskumru. Hal böyle olunca Marmara denizinde yasa dışı avcılık ile mücadele daha da önem kazanıyor. Yeni giriş yapan türlerin üreme ve beslenme sahalarının korunması ise daha önemli hale geliyor. Bu yazının sebebi ise tamda böyle bir neden. Bu sene Marmara denizine yumurta döken ve bu yumurtalardan çıkan Uskumru yavrularının korunması noktasında nerede olduğumuzu tartışmak. İlişikte fotoğraflarını gördüğünüz Uskumru yavruları ortalama 11-12cm boyunda. Dün akşam Marmara denizi İstanbul Adaları mevkiinde "İstakoz Balıkçılık" tarafından avlandı. Karaya çıkarılan miktar ise yaklaşık 700 kutu civarında. Kabaca 1.5 tona yakın Uskumru yavrusundan söz ediyoruz. İstanbul'un Lüfer balığından sonra en en efsane balığı Uskumrudur. Ne yazıkki ...

Marmara'nın İstavriti hastamı?

  Hidrobiyolog Levent ARTÜZ’ün birartıbir sitesine verdiği röportaj ve bu röportajdan dayanarak İsmet BERKAN’ın “ Siz siz olun, Marmara’da tutulmuş balıkları yemeyin” manşeti ile çıkan yazısı sosyal medyada bir fırtına değilse de orta kuvvette bir rüzgara sebep oldu. Aşı olup olmamanın bile tartışıldığı bir psikolojik ortamda “balıkta pandemi” haberi doğal etkisini gösterdi. Aracısız satış yapan küçük balıkçı kooperatifleri günlük ve akvaryumda canlı muhafaza ettikleri balıkları bile satamaz hale geldi. ·          Levent ARTÜZ gündeme tutunarak var olmaya daha doğrusu kendisini görünür kılmaya çalışan birisi. Zaman zaman Marmara’da 5 metreden sonra yaşam yok diye iddialarda bulunan (ben o sırada 100m derinlikte Kırlangıç 200m derinlikte bakalyoz avlıyordum) ·          Marmara’da trol avcılığına izin verilmesini savunabilen ve babası İlham ARTÜZ’ün zamanında Hidrobiyoloji enstitüsünün yürüttüğü MARE...

Tuzla balık çıkış noktası ve üzücü gelişmeler.

 Biliyorum memleket cayır cayır yanarken başka gündemlere başımızı çevirmek zor. Lakin bir başka yangın bizim mahallede başladı. Tuzla balıkçı barınağının mendirek dışındaki balık çıkışı için kullanılan rıhtım Tuzla belediyesi tarafından kooperatifin elinden alınarak VİAPORT marinana ya verilmek isteniyor. Aslında söz konusu rıhtım daha önceden marina tarafından kısmen işgal edilmişti. Kalan kısmından ise hem Tuzla balıkçıları hem de İstanbul'un değişik yerlerinden gelen balıkçılar tarafından balık çıkış ve ağ tamir alanı olarak kullanılıyordu. Son bir kaç yıldır Tuzla kooperatifine bu rıhtım nedeni ile her türden baskıyı uygulayan belediye son bir kaç aydır baskıların şiddetini arttırdı. En sonunda Tuzla Liman idaresine yaptığı başvuru ile rıhtımdaki bağlı teknelere "3 gün içinde rıhtımın boşaltılması" gerektiğini bildiren bir tutanak tutturdu. Gırgır av sezonunun başlamasına 1 aydan daha az bir sürenin kaldığı şu günlerde Tuzlalı balıkçılar, İstanbul Tarım ve Orman İl ...

Kooperatif ve Birlik genel kurullarına temel hatırlatmalar;

 Bilindiği üzere pandemi nedeni ile ertelenen genel kurullar peşi sıra yapılıyor. Ardından bölge birliklerinin ve sonrasında da merkezi birliğin genel kurulu yapılacak.  Merkez birliğin genel kurulunun bu sene seçimli olması nedeni ile sosyal medyada dolaşan mesajlar, beni bir yazı yazarak tüm örgütlere genel kurulların ve seçimlerin ne anlama geldiğini bir kez daha hatırlatmak zorunda bıraktı.  Ülkedeki tüm kooperatif ve birliklerin hangi perspektif ile genel kurul topladıklarına hakim değilim. Bu nedenle bu yazıyı yazmama sebep olanın İstanbul, Karadeniz ve SURKOOP Genel Kurulu ve bu genel kurullar üzerinden dönen tartışmalar olduğunu belirtmek isterim. Önce bazı temel bilgileri tekrarlamakta fayda var. Kooperatif ve birliklerin en üst organları genel kurullarıdır. Bizler genel kurullarda başkan değil, yönetim seçeriz. Başkanın kim olacağı, ilk yönetim kurulu toplantısında alacağı görev dağılımı kararı ile belli olur. Seçilen yönetim kurulunu da, genel kurulda ortakları...

İBB Küçük Balıkçı destek kampanyası üzerine.

"Byzantion kenti de balıklardan sağladığı gelirle refah düzeyini artırmıştı. Byzantionlular balığı esas olarak Boğaz’dan (Bosporos) sağlasa da, kentlerine yakın göllerden (Derkos ve Daskylitis) ve muhtemelen nehirlerden de balık elde ediyorlardı.Balıkçılık Byzantion’da o derece önemli bir sektördü ki Aristoteles, Politika adlı eserinde toplumdaki sınıflardan söz ederken verdiği örnekler arasında Byzantion’daki balıkçılar da vardır." Prf. Dr. Oğuz TEKİN Bizans Parası İstanbul antik çağlardan bu yana bir balıkçılık başkentidir. Homerosun destanlarında yer bulmuş antik çağ yazarlarının sosyolojik yada ekonomik yazılarında balıkçılığı ve balıkçıları anlatılan dünyanın en kadim şehirlerinden birisidir. Dünyanın en değerli balık geçitlerinden birisine sahip olan bu şehirde yaşayan insanlar balıkla beslendi. Binlerce yıldır bu şehrin balıkçıları insanları besledi. Bizans, Osmanlı ve genç Cumhuriyet boyunca sofralara en değerli protein kaynağını bu şehrin balıkçıları taşıdı. Günümüz...

Küçük ölçekli geleneksel balıkçılara açık çağrı.

Orjinal poster Tahrif edilmiş hali   “Bu çağrı uzun sayılabilecek zamandır ötelenmiş bir çağrıdır” Ötelenmiştir çünkü bu ülkede3 son birkaç yıldır har tartışmanın “iradi bir şekilde kısırlaştırılmasından” bıkmış her eleştirinin kişiselleşmesinden yorulmuş bir durumdaydım. Gördüklerimin görülmemesinden söylediklerimin duyulmamasından bıktım usandım. Kim bilir belki yeterince açık anlatamadım belki yeterince güçlü çıkmıyor sesim ama mesele hiçbir zaman ben olmadım. Mesele her zaman geleneksel balıkçı ve onun üzerinde avcılık ve toplayıcılık yapanların geleceği meselesiydi. Mesele kadim bir kültürün ve bu ülkenin (aslında tüm dünyanın) en kıymetli sosyoekonomik topluluğunun göz göre göre yok olması meselesidir. Sessizliğimi bozma sebep olan ise çok kısa bir zaman diliminde yaşanan 3 vahim hadisedir. Bunlar; ·            Kaykay/müsilaj ·            2022 dünya küçük ölçekli balıkçılık yılının isim ve hatta içerik ol...
Mesele gerçekten Torik mi? Son 2 gündür İstanbul Birlik imzalı bir afiş dolaşıyor sosyal medyada. MART-NİSAN-MAYIS-HAZİRAN-TEMMUZ aylarında (üreme gerekçesi ile) Palamut ve Torik balığı avcılığının yasaklanması talep ediliyor. İlk bakışta ne kadar da hoş diyor insan. Birkaç istisnası hariç Küçük Ölçekli balıkçıların örgütü olan bir kooperatif birliği stokların korunması doğrultusunda adım atıyor ve bir farkındalık yaratarak bir talep için mücadele ediyor “gibi görünüyor” ve cezbediyor. Lakin bu “olası” kampanya (korkaklığı bir kenara bırakılırsa) baştan aşağı tutarsız baştan aşağı gerçeklerden habersiz ellerden çıkmış gibi görünüyor. Neden tutarsız? Torik Mayıs ayında yola kalkar ve Haziran ayında Karadeniz’e ulaşan bireyler yumurta dökmeye başlar. Önerilen zaman dilimini üreme göçü ve üreme dönemi ile alakası yoktur. Belki Nisan ayı biraz anlaşılabilir ama Mart ayı neden talep edilir anlamak mümkün değil. Bu kampanyaya tutarsızdır deme sebeplerinden bir diğeri ise gerel Küçü...