Ana içeriğe atla

KADIN BALIKÇILAR ÜZERİNE




"Avlayanlar insanlar avlananlar aslanlar olduğu sürece av hikayelerini hep insanlar yazacaktır"

Afrika atasözü.

Tarih dediğimizde genellikle anlaşılan geçmişe dair olayların bilgi, belge, menkıbeler ve benzer kanıtlara dayanan olaylar ve olgular dizisinin anlatılması anlaşılır. Bu anlatım esasen doğru bir temele otursa da bir eksikliği içerir. Tarih aynı zamanda yapımında var olduğumuz ama (ve) dünden bu güne bu günden yarına bir bütünlüğün yani insanın hikayesinin bütünlüklü bir anlatımını içerir. Ve yine geçmişteki olaylar nasıl gerçekleşirse gerçekleşsin yaşanılan anın ihtiyaçlarına uygun yeniden yorumlanır ve yorumlandıkça gerçekliğinden uzaklaşmaya başlar.
Balıkçılığın tarihi de bundan bağımsız değildir. Tüm kaynakları ile sömürdüğümüz sucul ekosistemin ve varlığı onun varlığına bağlı olan balıkçılığın tarihi de dün başka bu gün başka ve muhakkak yarın başka anlatılacak ya da yorumlanacak. Ama hakikat hiç değişmeyecek. Kalkınmacı politikalar canlı doğal kaynaklar üzerinden hedeflenen sermaye birikimi faaliyetlerinin bir enkazı bir mağduru olarak sucul ekosistem ve onunla beraber insanlık tarihi kadar eski kıyı toplulukları ve balıkçılığı.
Konumuza dönersek;Tarım ve küçük ölçekli balıkçılık ekonomisi neredeyse bütün dünyada aile ekonomisidir. Buna rağmen ve yine de kadının bu ekonomideki rolü emeğinin ekonominin aslı alanlarında değil ikincil üçüncül alanlarında değerlendirilmesine dayanır. Ataerkil toplumun cinsiyetçi bakış açısının doğal bir sonucudur bu.
Oysa bizim ülkemizden konuya baktığımızda bu bakış açısının ve tarih boyunca üretilen paradigmanın balıkçılık sektöründe parçalanmaya başladığına tanık oluyoruz. Ağırlıkla iç sularda olmak üzere küçük ölçekli balıkçılık faaliyetlerinde daha fazla kadınla karşılaşıyoruz. İşte yazıya tarih üzerine gönderme yapmamın sebebi de burada yatıyor. Yaklaşık son 20 yıldır daha fazla kadın balıkçı ile karşılaşıyor olmamızın bir sebebi olmalı ve biz bu sebebi ortaya koymalıyız diye düşünüyorum.
Kadın balıkçıların sayısındaki artış ile kıyı ekosisteminin ve buna bağlı olarak küçük ölçekli kıyı balıkçılığının trajik çöküşü arasındaki bağdır bu sebep. Kıyı ekosistemi tahrip oldukça küçük balıkçılık ekonomisi de tahrip olmuş ve buna bağlı olarak gelirlerde büyük düşüşler yaşamıştır. Hiç şüphesiz tek sebep bu tahribat değildir ama birincil ve etkili sebep kıyı ekosisteminin tahrip oluşudur. Küçük balıkçı teknelerinde ki çalışan yerini ailenin kadınana bırakmıştır.
Gelirlerdeki düşüşler kadını evinden mutfağından çıkarmıştır. Balıkçı ailesinin anası (kadını) ağın, paraketenin ve motorun başına geçmiş çoğunlukla kocası ile olmak üzere avcılıkta rol üstlenmeye başlamıştır.
Konunun incelenmesi tartışılması ve çalışılması gereken birçok yönü olduğu muhakkak ama ben küçük ölçekli balıkçılığın korunması ve sürdürülebilir balıkçılık mücadelesi açısından bakıyorum konuya. Böyle baktığımda da kadın balıkçıların gerek toplumsal farkındalık yaratmakta önemli potansiyelleri gerekse de artık organik bir parçası oldukları bu topluluğun geleceğine dair karar süreçler yapacakları katkılar nedeni ile önemli buluyorum.
Evinden çıkıp balıkçı teknesine gelen kadını kooperatife oradan da karar süreçlerine taşımanın yolunu bulmalı bunun alt yapısını inşa etmeliyiz. Tarih içinde bulunduğu anda devam ediyor. Nasıl yazılacağını belirleyecek olan bizim niyetimiz ve çabalarımız dır.
Kadın ve erkek balıkçılar birlikte bir tarih yazabiliriz ve daha da önemlisi yazmalıyız.
Kenan KEDİKLİ

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Darıca'da neler oluyor?

  Yolu kapatan belediye aracı. AB ülkelerinde belediyeler, küçük ölçekli balıkçılığı desteklemek amacıyla; küçük balıkçı barınakları, iskeleler, çekek alanları ve kıyı koruma yapıları gibi temel altyapıları kurmakta ve geliştirmektedir. Bu yatırımlar, Avrupa Birliği fonları (EMFAF) ile desteklenmekte ve yerel yönetimler tarafından etkin şekilde uygulanmaktadır. Küçük ölçekli balıkçılığın korunmasına ilişkin uluslararası anlaşmalar ve son 15 yılda artan farkındalık çalışmalarına karşın, sahadaki koşulların iyileşmek yerine daha da kötüleştiği açıkça görülmektedir. Yerel esnafı, üreticiyi, küçük işletmeleri ve kooperatifleri desteklemek; aynı zamanda yerel kültürel mirası korumak belediyelerin temel ve yasal görevleri arasında olmasına rağmen, bu sorumlulukların bazı yerlerde açıkça ihlal edildiği görülmektedir. DARICA’DA KABUL EDİLEMEZ UYGULAMALAR Darıca’da, barınak projesi olarak başlatılan ancak projede belirtilen alan yerine farklı bir bölgede inşa edilen tekne parkının mend...

Adalar bölgesi için acil eylem çağrısı

Küçük ölçekli geleneksel balıkçılığın korunması konusunda onca kelam neredeyse yönetiminden akademisyenine sivil toplum örgütlerinden balıkçı örgütlerine kadar kelam etmeyen yok gibi. Lakin bu konuda "kalıcı ve gerçekçi" adımlar atılamıyor. Sanki önümüzde çözülmesi çok zor bir astrofizik problemi var ve biz bunu çözecek bilgi ve yeteneğe sahip değilmişiz gibi bir görüntü ile karşı karşıyayız.  Gerçekten böylemi? Gerçekten bu problemi çözecek bilgi ve beceriye sahip değil miyiz? Bu tartışmaları takip eden tüm taraflar bilir ki aslında ne önümüzde çözümü zor bir problem var karşımızda ne de yönetiminden akademisyenine kadar tartışmaların da çözümün de tarafı olanlar bilgisiz ve yeteneksiz kadrolardan oluşuyor. Bu konuda ki en büyük sorunumuz atılması gereken adımlarda cesaret eksikliği ve küçük ölçekli geleneksel balıkçıların son yıllarda içine düştüğü atalettir. Aya kalkmak ve mücadele etmek zorundayız. Kırmadan dökmeden onca yıldır sergilediğimiz yapıcı tutumu terk etmeden am...

Hassas habitatları koruma ve adalar Gırgır avına kapalı saha üzerine!

  İstanbul Gırgır avcıları ara tebliğ döneminin yaklaşması ile birlikte yeniden hareketlendi. Ana başlıkları ise Gırgır avcılığına kapalı alanın tekrar avcılığa açılması. Başka talepleri de var. İstavrit balığı avlanma boyunun 11 santime düşürülmesi bunlardan birisi. Yayın organlarının bu sayısı ile birlikte merkezi ve siyasal ilişkileri üzerindeki lobi faaliyetlerini açık bir kampanyaya dönüştürdüler. İstanbul Gırgır avcılarının açılmasını istediği alan Kampanyayı iki slogan üzerine oturtmuşlar; Bu yasak bir işe yaramıyor. Bize yasaksa herkese yasak olsun. İki sloganda gerçeği yansıtmıyor ve samimiyetsiz. Yasağın işe yarayıp yaramadığını adalar çevresindeki dip hayatının iyileşip iyileşmediğine bakarak anlayabiliriz. Ama arkadaşlar temel av hedefleri olan pelajik balıklar üzerinden baktıkları için rahatlıkla gerçek olmayan iddialarda bulunuyorlar. Bu yazıda sahadaki dip balıklarının artışına ve tür çoğalmasına dair bilgiler ve görseller bulacaksınız. Yazının sonunda ...