Ana içeriğe atla

Bazı Güncel Masallar Üzerine



Yaz sonunda tebliğ hazırlıkları sürerken ve yayınlanırken ortalığı ayağa kaldıranların ülkemiz balıkçılığını ve balıkçılık kaynaklarını iyi tanımadıkları gün gibi aşikar olarak ortaya çıkmıştır.

2012 yılı Ekim ayının son günlerini yaşadığımız şu günlerde yüzey balıkları avcılığı son gaz bereketli bir şekilde devam ediyor.
http://www.gelbalder.org/showthread....-yakalad%C4%B1
http://www.gelbalder.org/showthread....%9Fan%C4%B1yor
Trol ve dip balıkları avcılığı ise suların biraz daha soğumasını bekliyor.

24 metre yasağını bir afet gibi göstermeye çalışan, palamut ve lüferin elimizden kaçıp, Yunan ve İtalyan tarafından avlanacağını söyleyenlerin artık balıkçılık konusunda atıp tutmaya son vermesi gerektiğine inanıyorum. Bu yılki gibi palamut ve lüfer bereketi 1986 yılından bu yana görülmemiştir. Ezberlerin aksine palamut olursa lüfer olmaz teorisi de bu yıl fos çıkmıştır. Uygulanmaya başlayan derinlik ve tür / boy yasakları bu bollukta oldukça etkili olmuştur.

Önümüzde hamsi sezonu var.
Marmara ve Karadeniz'den ilk 2 ayda gelen işaretler oldukça ümit vericidir. Hava şartlarına bağlı olumsuzluklar nedeniyle sezonun kötü başlaması veya kötü sürmesi merkezi otoriteyi yıldırmamalıdır. Zonguldak'ın batısında başlayacak bir hamsi sezonu, 24 m yasağına uyulduğu sürece mart ayına kadar bereketli olarak devam edecektir.
Av sezonundaki görüntü Balıkçılık ve Su ürünleri genel Müdürlüğü'nü haklı çıkartmış olup yeni ve yerinde önlemler alma, mevcut düzenlemeleri geliştirme konusunda cesaretlendirmelidir.

Hal böyleyken Türkiye balıkçılığına çıkarları doğrultusunda yön vermeye çalışan bir kısım yetkin olmayan insan, yeni masallarla ortaya çıkmıştır.
Bu güncel masalların çoğu 24 m yasağıyla ilgili olup aşağıda bazıları sıralanmıştır.

1- Gırgır ağı mola edildiğinde eğer akıntı ve rüzgar ile sığ bölgeye sürüklenirse bu durum cihazlarla belirlenemez.
2- 24 m yasağı Marmara'da uygulanmasın
3- 24 m yasağı Batı Karadeniz'de uygulanmasın
4- 24 m yasağı İskenderun Körfezi'nde uygulanmasın
5- 24 m yasağı ortası trolüne uygulanmasın
6- Lüferde boy sınırlaması kaldırılsın
7- Karışık balık nedeniyle boy ve tür sınırlamaları kaldırılsın, arizi av oranı yükseltilsin.

Burada sırasıyla ve kısaca bu önerilere açıklama getirelim;

1- Gırgır ağlarıyla avcılıkta ağı serbest bölgede mola edip akıntı ve rüzgar ile yasak sahaya sürüklenme kesinlikle AİS ve GPS (satalayt, chart plotter) cihazlarıyla belirlenir.
Bu konuda http://www.marinetraffic.com/ais/ konumunda balıkçı gemilerinin "Show Vessel's Track" sekmesindeki görüntüler ile, teknelerin GPS cihazlarındaki (satalayt , chart plotter) izler (tracks) bize yeterince bilgi vermektedir. Eğer konum belirleme cihazları bu kadar basit bir durumu ispatlamada kullanılamıyorsa, merak ediyorum, bu cihazlara neden bu kadar para ödeniyor ve cihazlar ne için kullanılıyor?
Cihazların yetenekleri böyle bir durumu ortaya çıkartmak için "tam olarak" yeterlidir. Ayrıca kişisel görüşüm; istismarları önlemek amacıyla, sürükleneceğini bilerek bu tür alanlarda avlanmayı alışkanlık haline getirecekler için cihaz ile ispatlanan sürüklenme olaylarında dahi av sezonu boyunca sadece 3 sefer izin verilebilir.

2-3-4- Bir bölgenin hızlı derinleşmesi yada yavaş derinleşmesi sığ bölgelerin balıkların üreme ve beslenme alanları olduğunu, diplere kadar güneş ışığının eriştiği önemli alanlar olduğunu, sığ bölgelerin endüstriyel av araçlarından korunması gerektiği gerçeklerini değiştirmez.

5- Ortasu trolcülüğü takım başına sezonluk av kapasitesi 5 bin tonu aşan takımlarla yapılmaktadır. Bu özellikleriyle ortasu trolleri tam anlamıyla endüstriyel av araçlarıdır. Dolayısıyla kıyısal sular için aşırı güçlü kalmaktadırlar.
Bu konuda detaylı bilgileri bu bağlantı altında bulabilirsiniz.
http://www.gelbalder.org/showthread....BC%C4%9F%C3%BC

6- Çinekop ayrı tür, lüfer ayrı tür gibi bir iddiayı dile getirmek, dile getirenlerin balıkçılık camiası içinden çıkması üzücüdür.
Ülkem ve milletim adına böyle bir mantıksızlık ve bilgi fakirliğini hiç bir vatan evladına yakıştıramıyorum. Lüferde boy sınırlaması 24 cm nin üzerine çıkıncaya kadar düzenlemelerin geliştirilmesi gerekir. Türün tehlikeye girmesi halinde bu sınırlama 30 cm ye kadar artırılabilir. Bu konuda daha fazla yazmaya gerek yoktur.

7- Bu konuda daha önce yeterince konuşuldu sanıyorum.
Aşağıdaki bağlantıda konuyla ilgili bir yazıya erişilebilir.
http://www.gelbalder.org/showthread....%C4%B1k-Sorunu


Kaynak :
http://www.gelbalder.org/showthread.php/1876-Baz%C4%B1-G%C3%BCncel-Masallar-%C3%9Czerine%E2%80%9D 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Darıca'da neler oluyor?

  Yolu kapatan belediye aracı. AB ülkelerinde belediyeler, küçük ölçekli balıkçılığı desteklemek amacıyla; küçük balıkçı barınakları, iskeleler, çekek alanları ve kıyı koruma yapıları gibi temel altyapıları kurmakta ve geliştirmektedir. Bu yatırımlar, Avrupa Birliği fonları (EMFAF) ile desteklenmekte ve yerel yönetimler tarafından etkin şekilde uygulanmaktadır. Küçük ölçekli balıkçılığın korunmasına ilişkin uluslararası anlaşmalar ve son 15 yılda artan farkındalık çalışmalarına karşın, sahadaki koşulların iyileşmek yerine daha da kötüleştiği açıkça görülmektedir. Yerel esnafı, üreticiyi, küçük işletmeleri ve kooperatifleri desteklemek; aynı zamanda yerel kültürel mirası korumak belediyelerin temel ve yasal görevleri arasında olmasına rağmen, bu sorumlulukların bazı yerlerde açıkça ihlal edildiği görülmektedir. DARICA’DA KABUL EDİLEMEZ UYGULAMALAR Darıca’da, barınak projesi olarak başlatılan ancak projede belirtilen alan yerine farklı bir bölgede inşa edilen tekne parkının mend...

Adalar bölgesi için acil eylem çağrısı

Küçük ölçekli geleneksel balıkçılığın korunması konusunda onca kelam neredeyse yönetiminden akademisyenine sivil toplum örgütlerinden balıkçı örgütlerine kadar kelam etmeyen yok gibi. Lakin bu konuda "kalıcı ve gerçekçi" adımlar atılamıyor. Sanki önümüzde çözülmesi çok zor bir astrofizik problemi var ve biz bunu çözecek bilgi ve yeteneğe sahip değilmişiz gibi bir görüntü ile karşı karşıyayız.  Gerçekten böylemi? Gerçekten bu problemi çözecek bilgi ve beceriye sahip değil miyiz? Bu tartışmaları takip eden tüm taraflar bilir ki aslında ne önümüzde çözümü zor bir problem var karşımızda ne de yönetiminden akademisyenine kadar tartışmaların da çözümün de tarafı olanlar bilgisiz ve yeteneksiz kadrolardan oluşuyor. Bu konuda ki en büyük sorunumuz atılması gereken adımlarda cesaret eksikliği ve küçük ölçekli geleneksel balıkçıların son yıllarda içine düştüğü atalettir. Aya kalkmak ve mücadele etmek zorundayız. Kırmadan dökmeden onca yıldır sergilediğimiz yapıcı tutumu terk etmeden am...

Hassas habitatları koruma ve adalar Gırgır avına kapalı saha üzerine!

  İstanbul Gırgır avcıları ara tebliğ döneminin yaklaşması ile birlikte yeniden hareketlendi. Ana başlıkları ise Gırgır avcılığına kapalı alanın tekrar avcılığa açılması. Başka talepleri de var. İstavrit balığı avlanma boyunun 11 santime düşürülmesi bunlardan birisi. Yayın organlarının bu sayısı ile birlikte merkezi ve siyasal ilişkileri üzerindeki lobi faaliyetlerini açık bir kampanyaya dönüştürdüler. İstanbul Gırgır avcılarının açılmasını istediği alan Kampanyayı iki slogan üzerine oturtmuşlar; Bu yasak bir işe yaramıyor. Bize yasaksa herkese yasak olsun. İki sloganda gerçeği yansıtmıyor ve samimiyetsiz. Yasağın işe yarayıp yaramadığını adalar çevresindeki dip hayatının iyileşip iyileşmediğine bakarak anlayabiliriz. Ama arkadaşlar temel av hedefleri olan pelajik balıklar üzerinden baktıkları için rahatlıkla gerçek olmayan iddialarda bulunuyorlar. Bu yazıda sahadaki dip balıklarının artışına ve tür çoğalmasına dair bilgiler ve görseller bulacaksınız. Yazının sonunda ...