Ana içeriğe atla

Bir öteki küçük balıkçı ve bir öteki Garipçe




Rumeli Feneri ve Kavak arasında kalan en küçük yerleşim birimlerinden birisidir Garipçe köyü. Yaklaşık 500 civarı nüfusu olan ufak tefek işleri saymaz isek tek geçim kaynağı balıkçılık olan kelimenin gerçek anlamı ile bir kıyı topluluğu.
90 aktif balıkçısı yaklaşık 40 ruhsatlı balıkçı teknesi 120 ortaklı Su Ürünleri Kooperatifi ile tipik bir balıkçı köyü. Mahzun ve makus kaderine terk edilmiş garipler köyü.
İstanbul’un nüfusuna oranla en fazla balıkçı teknesi ve balıkçısı olmasına rağmen balıkçılık kıyı tesisi olmayan buna rağmen balıkçılık ekonomisini ve kültürünü yaşatmayı başarabilen tek köyü.
Bizlere ilk okullarda öğrettikleri bir şarkıda olduğu gibi.
“Orada bir köy var uzakta gitmesek de görmesek de bizi köyümüz” dediğimiz türden.

Bu köyde geçtiğimiz günlerde polisiye bazı olaylar yaşandı. Muhtarın arabası kurşunlandı. Kooperatif başkanı ise köyün balıkçılarını ve balıkçıların kullandığı kahve ve iskeleyi korumaya çalıştığı için tehdit ediliyor.

Bütün bunların sebebi yasa değişikliğinden önce köy ortak malı olan balıkçı kahvesinin ve önündeki iskelenin işgal edilerek restoran haline getirilmesine yaptığı itiraz ve hukuki mücadele.

Daha önce köy ortak malı olan kahve önün ağ bakımları yapılan alan yasa değişikliği ile köy ihtiyar heyetinin tasarrufundan çıkarılıyor ve ardından da “birileri tarafından” işgal edilerek restoran yapılıyor.

Şu an ne kayık bağlayacak yer ne oturulacak bir mekan ne de ağların yapılacağı bir alan var.

Balıkçılar teknelerini Rumeli Fenerine bırakmak zorunda kaldılar ve orada da limanın aşırı kalabalıklaşması nedeni ile sorun yaşıyorlar.

Ve yine Garipçe balıkçıları köylerinde oturacakları bir mekan kalmadığı için her gün belediye otobüsü ile oturmaya Rumeli Fenerine gidiyorlar.

Gelelim bu yazının amacına;

Bu yazının konusu bu hadisenin polisiye boyutu değil.

Bu yazı Garipçe köyü kooperatifini, onun başkanını ve balıkçılarını yalnız bırakmamam için bir çağrı amaçlıyor.

Bu yazı Garipçe’nin makus kaderini değiştirmek için bir çağrı amaçlıyor.

Bu çağrının muhatabı merkezi balıkçılık otoritesidir.

Bu çağrının adresi Ankara’dır.

Gelin Garipçe’nin kaderini değiştirelim.

Gelin yaşayan bir balıkçılık müzesi olarak Garipçe’nin gelecekte de var olmasının temellerini bu günden atalım.

Gelin köyün balıkçılık alt yapısının inşası için devletin bütün kurumlarını harekete geçirelim.

Gelin köyün tarihsel dokusuna uygun bir balıkçı barınağı yapıp Garipçe’li balıkçılara hediye edelim.

Her şeyden önemlisi onlara yalnız olmadıklarını hissettirelim.

Kenan KEDİKLİ

Yorumlar

  1. İçerik üzücü ama yazı çok başarılı. Hadi BSGM! Değiştir kaderini Garipçe'nin. Balıkçıların saygısını, sevgisini kazanmak o kadar da zor değil. Hadi...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Darıca'da neler oluyor?

  Yolu kapatan belediye aracı. AB ülkelerinde belediyeler, küçük ölçekli balıkçılığı desteklemek amacıyla; küçük balıkçı barınakları, iskeleler, çekek alanları ve kıyı koruma yapıları gibi temel altyapıları kurmakta ve geliştirmektedir. Bu yatırımlar, Avrupa Birliği fonları (EMFAF) ile desteklenmekte ve yerel yönetimler tarafından etkin şekilde uygulanmaktadır. Küçük ölçekli balıkçılığın korunmasına ilişkin uluslararası anlaşmalar ve son 15 yılda artan farkındalık çalışmalarına karşın, sahadaki koşulların iyileşmek yerine daha da kötüleştiği açıkça görülmektedir. Yerel esnafı, üreticiyi, küçük işletmeleri ve kooperatifleri desteklemek; aynı zamanda yerel kültürel mirası korumak belediyelerin temel ve yasal görevleri arasında olmasına rağmen, bu sorumlulukların bazı yerlerde açıkça ihlal edildiği görülmektedir. DARICA’DA KABUL EDİLEMEZ UYGULAMALAR Darıca’da, barınak projesi olarak başlatılan ancak projede belirtilen alan yerine farklı bir bölgede inşa edilen tekne parkının mend...

Adalar bölgesi için acil eylem çağrısı

Küçük ölçekli geleneksel balıkçılığın korunması konusunda onca kelam neredeyse yönetiminden akademisyenine sivil toplum örgütlerinden balıkçı örgütlerine kadar kelam etmeyen yok gibi. Lakin bu konuda "kalıcı ve gerçekçi" adımlar atılamıyor. Sanki önümüzde çözülmesi çok zor bir astrofizik problemi var ve biz bunu çözecek bilgi ve yeteneğe sahip değilmişiz gibi bir görüntü ile karşı karşıyayız.  Gerçekten böylemi? Gerçekten bu problemi çözecek bilgi ve beceriye sahip değil miyiz? Bu tartışmaları takip eden tüm taraflar bilir ki aslında ne önümüzde çözümü zor bir problem var karşımızda ne de yönetiminden akademisyenine kadar tartışmaların da çözümün de tarafı olanlar bilgisiz ve yeteneksiz kadrolardan oluşuyor. Bu konuda ki en büyük sorunumuz atılması gereken adımlarda cesaret eksikliği ve küçük ölçekli geleneksel balıkçıların son yıllarda içine düştüğü atalettir. Aya kalkmak ve mücadele etmek zorundayız. Kırmadan dökmeden onca yıldır sergilediğimiz yapıcı tutumu terk etmeden am...

Hassas habitatları koruma ve adalar Gırgır avına kapalı saha üzerine!

  İstanbul Gırgır avcıları ara tebliğ döneminin yaklaşması ile birlikte yeniden hareketlendi. Ana başlıkları ise Gırgır avcılığına kapalı alanın tekrar avcılığa açılması. Başka talepleri de var. İstavrit balığı avlanma boyunun 11 santime düşürülmesi bunlardan birisi. Yayın organlarının bu sayısı ile birlikte merkezi ve siyasal ilişkileri üzerindeki lobi faaliyetlerini açık bir kampanyaya dönüştürdüler. İstanbul Gırgır avcılarının açılmasını istediği alan Kampanyayı iki slogan üzerine oturtmuşlar; Bu yasak bir işe yaramıyor. Bize yasaksa herkese yasak olsun. İki sloganda gerçeği yansıtmıyor ve samimiyetsiz. Yasağın işe yarayıp yaramadığını adalar çevresindeki dip hayatının iyileşip iyileşmediğine bakarak anlayabiliriz. Ama arkadaşlar temel av hedefleri olan pelajik balıklar üzerinden baktıkları için rahatlıkla gerçek olmayan iddialarda bulunuyorlar. Bu yazıda sahadaki dip balıklarının artışına ve tür çoğalmasına dair bilgiler ve görseller bulacaksınız. Yazının sonunda ...