Ana içeriğe atla

Adalar bölgesi için acil eylem çağrısı

Küçük ölçekli geleneksel balıkçılığın korunması konusunda onca kelam neredeyse yönetiminden akademisyenine sivil toplum örgütlerinden balıkçı örgütlerine kadar kelam etmeyen yok gibi. Lakin bu konuda "kalıcı ve gerçekçi" adımlar atılamıyor. Sanki önümüzde çözülmesi çok zor bir astrofizik problemi var ve biz bunu çözecek bilgi ve yeteneğe sahip değilmişiz gibi bir görüntü ile karşı karşıyayız. 

Gerçekten böylemi?

Gerçekten bu problemi çözecek bilgi ve beceriye sahip değil miyiz?

Bu tartışmaları takip eden tüm taraflar bilir ki aslında ne önümüzde çözümü zor bir problem var karşımızda ne de yönetiminden akademisyenine kadar tartışmaların da çözümün de tarafı olanlar bilgisiz ve yeteneksiz kadrolardan oluşuyor. Bu konuda ki en büyük sorunumuz atılması gereken adımlarda cesaret eksikliği ve küçük ölçekli geleneksel balıkçıların son yıllarda içine düştüğü atalettir.

Aya kalkmak ve mücadele etmek zorundayız. Kırmadan dökmeden onca yıldır sergilediğimiz yapıcı tutumu terk etmeden ama hiç olmadığımız kadar kararlılıkla mücadele etmek.

Daha önce yaptık ve başardık. Yine yapar yine başarırız. 

İhyiyacımız olan tek şey kararlı bir mücadele sergilemektir.

Artık başlamamız gerek ve başlıyoruz.

Başlayacağımız yer ise İstanbul adalarıdır.

Neden Adalar neden hemen şimdi?

Ülkemizde balıkçılık tartışmaları yapıldığında söz konusu edilen türler genellikle Hamsi, İstavrit, Sardalye, Palamut ve Lüfer gibi türler oluyor. Bildiğimiz göçmen balıklar e hatta içlerinden bir kaç tür sınır ötesi göç yapıyor. Ve yine bu türlerin büyük ölçekli avcıların üzerine en çok konuştuğu türlerdir. Nedeni ise bu türlerin endüstriyel avcı filosunun hedef türleri olmasıdır. Ve ne yazık ki bu avcılık esnasında ekosisteme verdikleri zarar kimsenin de umurunda değildir. Korkunç şekilde büyümüş bir filo var ve bu filonun doyması artık mümkün değil.

Bu ülke sucul ekosistemi onun en hassas en kırılgan yaşam alanları olan dip yapısınıu koruyamadığı için milyonlarca dolar vererek yurt dışından alıyor. Mercan, Barbun, Sinarit, Karides, Kalamar, dil ve Kalkan ilk aklıma gelenler.

Yetiştiricilik ile öğünüyoruz ama koruyamadığımız bu nedenle kaybedip yurt dışından aldıklarımız için yerinmiyoruz.

İşte küçük ölçekli geleneksel balıkçılığı korumanın başlayacağı yer burasıdır. Geçekten samimi isek işe kıyı ekosistimini ve deniz tabanını tahrip eden avcılığı engelleyerek başlamalıyız.

Bu konuda bizi kaygılandıran ve acil harekete geçmeye zorlayan bir başka husus ise Akdeniz tropikleştikçe bir çok türün artan bir hızla Marmara'ya çıkmasıdır. Çok uzun yıllardır görülmeyen türler görülmeye ve avlanmaya başlamıştır. Birilerinin adalar yasağı hiç bir işe yaramadı söylemine rağmen artık adalar denizinde İstakoz, Kalamar, Fangri, Sinarit ve Ahtapot avlanmaya başlamıştır. Yazının sonunda bu bölgede avlanmış bu türlerin fotoğraflarını bulacaksınız. Ve bir karar vereceksiniz. Isınan Akdeniz'den kaçarak Marmara'ya sığınan bu türleri koruyacak mıyız yoksa kaderlerine terk mi edeceğiz.

O kaderi balıkçılığı bilen her bilir ki "ortalama 5-6 tonluk kurşun yakalarından" yaşam alanlarını korumaya bu alanlarda yaşayan canlıların gücü yetmez.

O nedenle bu konuda karar verecek ve uygulayacak Tarım Bakanlığıdır.

İşte bu nedenle son dönemlerde Adalarda gırgır  yasağı kalksın diye lobi yapanların aksine bizler bu alanın gerçekten etkili olacak şekilde büyütülmesini talep ediyoruz.


Not: Bu yazı sadece bir başlangıç yazısıdır. Yazının içinden çıkan çok sayıda tartışma başka yazıLarın konularıdır ve yazmaya devam edeceğiz.

Adalar bölgesinde avlanan bazı türler;












Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Darıca'da neler oluyor?

  Yolu kapatan belediye aracı. AB ülkelerinde belediyeler, küçük ölçekli balıkçılığı desteklemek amacıyla; küçük balıkçı barınakları, iskeleler, çekek alanları ve kıyı koruma yapıları gibi temel altyapıları kurmakta ve geliştirmektedir. Bu yatırımlar, Avrupa Birliği fonları (EMFAF) ile desteklenmekte ve yerel yönetimler tarafından etkin şekilde uygulanmaktadır. Küçük ölçekli balıkçılığın korunmasına ilişkin uluslararası anlaşmalar ve son 15 yılda artan farkındalık çalışmalarına karşın, sahadaki koşulların iyileşmek yerine daha da kötüleştiği açıkça görülmektedir. Yerel esnafı, üreticiyi, küçük işletmeleri ve kooperatifleri desteklemek; aynı zamanda yerel kültürel mirası korumak belediyelerin temel ve yasal görevleri arasında olmasına rağmen, bu sorumlulukların bazı yerlerde açıkça ihlal edildiği görülmektedir. DARICA’DA KABUL EDİLEMEZ UYGULAMALAR Darıca’da, barınak projesi olarak başlatılan ancak projede belirtilen alan yerine farklı bir bölgede inşa edilen tekne parkının mend...

Hassas habitatları koruma ve adalar Gırgır avına kapalı saha üzerine!

  İstanbul Gırgır avcıları ara tebliğ döneminin yaklaşması ile birlikte yeniden hareketlendi. Ana başlıkları ise Gırgır avcılığına kapalı alanın tekrar avcılığa açılması. Başka talepleri de var. İstavrit balığı avlanma boyunun 11 santime düşürülmesi bunlardan birisi. Yayın organlarının bu sayısı ile birlikte merkezi ve siyasal ilişkileri üzerindeki lobi faaliyetlerini açık bir kampanyaya dönüştürdüler. İstanbul Gırgır avcılarının açılmasını istediği alan Kampanyayı iki slogan üzerine oturtmuşlar; Bu yasak bir işe yaramıyor. Bize yasaksa herkese yasak olsun. İki sloganda gerçeği yansıtmıyor ve samimiyetsiz. Yasağın işe yarayıp yaramadığını adalar çevresindeki dip hayatının iyileşip iyileşmediğine bakarak anlayabiliriz. Ama arkadaşlar temel av hedefleri olan pelajik balıklar üzerinden baktıkları için rahatlıkla gerçek olmayan iddialarda bulunuyorlar. Bu yazıda sahadaki dip balıklarının artışına ve tür çoğalmasına dair bilgiler ve görseller bulacaksınız. Yazının sonunda ...