Ana içeriğe atla
Ankaraya abim gitti (!)


Danışma kurulu ve hemen arkasından Ağustos ayında çıkacak yeni tebliğ zamanı yaklaştıkça camia içinde mücadele eden gurupların hareketlilikleri giderek yükselmeye başladı. Toplantılar, siyasi ziyaretleri, bürokrasi üzerinde press karşı tarfın bildik faaliyet tarzı. Yeni olan ise bu faaliyeti ueni taktik ve yeni kadrolar ile desteklemeleri ve kendi taleplerinin merkezde olduğu bir kamuoyu desteğini oluşturmak için çaba göstermeleridir.
Çarşamba günü belli merkez Sn. Bülent Arınç’ı ziyaret ederek kendisine balıkçılığın reformu için yapılması gerekenlerin olduğu bir “rapor” verdiler. Bu heyete hem balıkçılık hemde akademik çevrelerinde iyice itibar kaybeden Bayram Öztürk’te dahil oldu. İletilen görüşlerin hangi balıkıçı çevrelerine ve hangi akademisyenlerin referanslarına dayandığı ise tam bir muamma.
Söz konusu metin forumda paylaşıldı, sağdan soldan toplanmış görüşlerin eklektik bir biçimde bir araya getirilmesi ile oluşmuş bir yaveler dizisi. Benim amacım bu metin içindeki maddeleri tarışmak değil. Arkadaşlar gerekli görürlerse tartışır bizde arada fikirlerimizi söyleriz. İçerik tartışması ile ilgili olarak sadece bir hatırlatma yapıp geçeceğim. Sürdürülebilir bir balıkçılık için balıkçılık reformu savunan ama fikirlerde anlaşamayan insanların tartışması ile bu metin temelinde yapılacak tartışmanın farklı olduğunu unutmayınız. Karşımızda sürdürülebilir bir balıkçılık için mücadeele eden vebuna rağmen fikri ayrılıklarımız olan insanlar yok. O fotoğrafa iyi bakın, tanımadıklarınızı tanıyanlara sorup öğrenin. Son 4 yıldır daha adi daha sürdürülebilir bir balıkçılık için mücadele ederken savaştığımız insanlar. Her sene av sezonunu uzatmak için idareye baskı yapan, Ege’de uluslar arası suyun açılması için çaba gösteren, yavru balık avına karşı yapılan mücadeleye sert ve ahlaksız bir biçimde karşı çıkan, aşırı avcılığın stoklar üzerinde yarattığı tahribatı asla kabul etmeyen, benim gemim bir fabrikadır, fabrikada da tatil 1 ay olur diyenler şimdi sürdürülebilirlik savunuyor olabilirler mi? Bu tartışmada unutulmaması gereken budur. Ben bu hareketlerinin arka planını ve amaçlarını tartışmaya çalışacağım.
Bu gurup daha düne kadar (4 yıl öncesi) sorun aşırı avcılık değil deniz kirliliğidir, bizle değil kirlilikle mücadele edin diyordu. Tamamı ile hegemonyaları altındaki bir balıkçılık örgütlenmesi, siyasi ilişkileri ve günün ihtiyaçlarına uygun bir balıkçılık mevzuatının olmayışı nedeni ile de istedikleri gibi at oynatıyorlardı. Abilerin her dediğinin olduğu günlerin bitişi sezon uzatmasına karşı verilen ve başarı ile biten mücadele ile başladı. Biz bu dönemden itibaren genel teorik önermelerin yanı sıra balıkçı camiası içinde gerçekleri açıklayarak bu guruplara işaret etmeye çalıştık ve soyut talepler yerine somut hedefler göstererek bu çevreleri deşifre ve izole etme uğraşı verdik.
Sezon uzaması karşıtı kampanya, Ege’de uluslar arası suyun açılmasına karşı verilen mücadele, FSD’nin Çinekop kampanyasındaki kararlı desteğimiz, Greenpeace’in yavru balık kampanyasına gönüllü desteğimiz, İstanbul boğazındaki yeni trafik düzenlemesi ile Gırgır av alanının genişletilmesine karşı verdiğimiz mücadele, balıkçılık içindeki anlık gelişmelere karşı gösterilen refleks, denetimsiz balıkçılık isteyenlerin her türlü kitleselleşme çabalarını deşifre ederek gerçekleşmelerini engellememiz, sabırlı çabalarımız sonucunda Gırgır camiası içinde farkındalık yaratmaya başlamamız bu gurubun izolasyonunun önemli köşe taşları oldular.
Daha önceleri kişisel yada grupsal taleplerini balıkçıların talepleri olarak yansıtmalarını engelledik ve tedricen de olsa bürokrasi içindeki etkinliklerini kırmaya başladık.
Balıkçılık bürokrasisinin en alt kadrolarından en küçük balıkçıya kadar genişleyen bir yelpazede artık bir şeylerin değişebileceği umudu doğdu ve bu umut giderek gerçekçi taleplere, somut girişimlere dönüşmeye başladı. Küçük balıkçı eylemi ve düşüncesi yeniden gelişmeye ve Sivil Toplum Örgütlerine kendini fark ettirmeye başladı. Düne kadar koltuklarda oynanan oyunu izleyenler sahneye çıkarak kendileri oynamaya başladılar. Eski senaryolar, eski oyunlar ve oyuncular sahneden çekilme tehdini fark ettiler ve strateji değiştirerek hamla yapmaya başladılar.
Son dönemde yazdığım yazıların birinde “önümüzdeki dönemde bizden daha fazla sürdürülebilirlik yandaşı olurlarsa şaşırmayın” diye yazmıştım.
Bütün bunları hatırlamamın nedeni şimdi olanların anlaşılmasını kolaylaştırmaktır.
Düşüncelerimize ve bize karşı mücadele edenler aldıkları yaraları ve kaybettiklerini yerine koymaya önümüzdeki danışma kurulunda gelmesi muhtemel yeni avcılık kısıtlamalarına karşı önlem almaya çalışıyorlar.
Son 4 yıllık mücadelemiz sonucunda balıkçılık bürokrasisi içinde kaybedilen prestij ve gücü siyasi çevrelerde Lobi yaparak, balıkçı tabanı içinde kaybettikleri gücü ise bizlere saldırıp karalayarak telafi etmeye çalışıyorlar. İstihdam mücadelesi içinde olan Su ürünleri mühendislerine yakınlaşma ve şirin gözükme çabaları, düne kadar kıyı balıkçısı diye bir şey yoktur dedikleri halde “sözde kıyı balıkçısı” destekçiliğine soyunmaları, siyasilere ziyaretler, fotoğraflar, satılık “bilim adamları” düzmece balıkçılık toplantıları ve bir sürü sahtekarlığın sebebi budur.
Yayınladıkları metin bile onlar için bir önem içermemektedir. Zaten böyle bir belgenin balıkçılık bürokrasisine verilmiş olması da inandırıcı değildir. Böyle bir belgeyi olsa olsa balıkçılıkla hiçbir ilgisi olmayan birine verebilirsiniz.
Amaç konu hakkında bilgisi olmayan siyasilere kendi statüleri dayatmak, balıkçılıkla ilgilenen ama yeterince bilgi sahibi olmayan medya ve sivil toplumun kafasını karıştırmaktır. Söz konusu belgenin kendileri için hiçbir önemi yoktur ve biraz sıkışırlarsa belgeyi de üstlenmeyecekleri gün gibi aşikardır.
Metinde ki gerçek talepleri olan kota ve karşılığın da her türlü gırgır av yasağının kaldırılması talebi dikey olarak büyüyen bir gurup endüstriyel avcının varlıklarını daha da önemlisi büyümelerinin sürdürülmesini garanti altına alma çabasından başka bir şey değildir.
Küçük balıkçı bu numarayı yemez, benim merak ettiğim dikey olarak büyüyen bu gurubun uçuruma doğru sürüklediği diğer gırgır avcılarının bu oyunu görüp göremeyeceğidir     

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Darıca'da neler oluyor?

  Yolu kapatan belediye aracı. AB ülkelerinde belediyeler, küçük ölçekli balıkçılığı desteklemek amacıyla; küçük balıkçı barınakları, iskeleler, çekek alanları ve kıyı koruma yapıları gibi temel altyapıları kurmakta ve geliştirmektedir. Bu yatırımlar, Avrupa Birliği fonları (EMFAF) ile desteklenmekte ve yerel yönetimler tarafından etkin şekilde uygulanmaktadır. Küçük ölçekli balıkçılığın korunmasına ilişkin uluslararası anlaşmalar ve son 15 yılda artan farkındalık çalışmalarına karşın, sahadaki koşulların iyileşmek yerine daha da kötüleştiği açıkça görülmektedir. Yerel esnafı, üreticiyi, küçük işletmeleri ve kooperatifleri desteklemek; aynı zamanda yerel kültürel mirası korumak belediyelerin temel ve yasal görevleri arasında olmasına rağmen, bu sorumlulukların bazı yerlerde açıkça ihlal edildiği görülmektedir. DARICA’DA KABUL EDİLEMEZ UYGULAMALAR Darıca’da, barınak projesi olarak başlatılan ancak projede belirtilen alan yerine farklı bir bölgede inşa edilen tekne parkının mend...

Adalar bölgesi için acil eylem çağrısı

Küçük ölçekli geleneksel balıkçılığın korunması konusunda onca kelam neredeyse yönetiminden akademisyenine sivil toplum örgütlerinden balıkçı örgütlerine kadar kelam etmeyen yok gibi. Lakin bu konuda "kalıcı ve gerçekçi" adımlar atılamıyor. Sanki önümüzde çözülmesi çok zor bir astrofizik problemi var ve biz bunu çözecek bilgi ve yeteneğe sahip değilmişiz gibi bir görüntü ile karşı karşıyayız.  Gerçekten böylemi? Gerçekten bu problemi çözecek bilgi ve beceriye sahip değil miyiz? Bu tartışmaları takip eden tüm taraflar bilir ki aslında ne önümüzde çözümü zor bir problem var karşımızda ne de yönetiminden akademisyenine kadar tartışmaların da çözümün de tarafı olanlar bilgisiz ve yeteneksiz kadrolardan oluşuyor. Bu konuda ki en büyük sorunumuz atılması gereken adımlarda cesaret eksikliği ve küçük ölçekli geleneksel balıkçıların son yıllarda içine düştüğü atalettir. Aya kalkmak ve mücadele etmek zorundayız. Kırmadan dökmeden onca yıldır sergilediğimiz yapıcı tutumu terk etmeden am...

Hassas habitatları koruma ve adalar Gırgır avına kapalı saha üzerine!

  İstanbul Gırgır avcıları ara tebliğ döneminin yaklaşması ile birlikte yeniden hareketlendi. Ana başlıkları ise Gırgır avcılığına kapalı alanın tekrar avcılığa açılması. Başka talepleri de var. İstavrit balığı avlanma boyunun 11 santime düşürülmesi bunlardan birisi. Yayın organlarının bu sayısı ile birlikte merkezi ve siyasal ilişkileri üzerindeki lobi faaliyetlerini açık bir kampanyaya dönüştürdüler. İstanbul Gırgır avcılarının açılmasını istediği alan Kampanyayı iki slogan üzerine oturtmuşlar; Bu yasak bir işe yaramıyor. Bize yasaksa herkese yasak olsun. İki sloganda gerçeği yansıtmıyor ve samimiyetsiz. Yasağın işe yarayıp yaramadığını adalar çevresindeki dip hayatının iyileşip iyileşmediğine bakarak anlayabiliriz. Ama arkadaşlar temel av hedefleri olan pelajik balıklar üzerinden baktıkları için rahatlıkla gerçek olmayan iddialarda bulunuyorlar. Bu yazıda sahadaki dip balıklarının artışına ve tür çoğalmasına dair bilgiler ve görseller bulacaksınız. Yazının sonunda ...