Ana içeriğe atla

Helalleşme zamanı









Resmi otorite ile Orkinos avlanma ruhsatına sahip Gırgır avcıları çevresinde başlayan polemikler yavaş yavaş yayılmaya başladı. Henüz ortada kesin sınırla belirlenmiş net bir bilgi yok. Bildiğimiz tek şey ICCAT’ın Akdenizde avlanan Orkinos kotasında ciddi bir artışa gittiği ve kademeli olarak bu artışın 2017 yılına kadar süreceği. Her yıl için gerçekleşen %20 olarak gerçekleşecek artışların sonucunda 2017 de ülke kotamızın 1050 ton olacağı söyleniyor. Buna ek olarak ortada dolaşan bir 500 tonluk ekstra kota artışı söylentisi var ki aslı astarı nedir henüz öğrenemedik. Bu nedenle konuyu resmi olan yanından tartışmakta fayda var. Tartışmaya başlamadan da hafıza tazelemekte aslında neyi tartıştığımızı hatırlamakta da fayda var.




Neyi tartışıyoruz


Bir çok insan unutsa da siyah beyaz fotoğraflarda saklı zengin bir tarihsel mirası tartışıyoruz. Avcılığının tarihi ülkemizde motorsuz kürekli teknelerin zamanına kadar dayanan, Marmara daha çok olta ve parakete ile avlanan ama sıkça dalyanlara da giren kış balıkçılığında adalar civarında mavrukalarımızı koparan halkımızın söylediği gibi telaffuz edersek “Ton” balığından bahsediyoruz. Sırt hamalları ile dükkanlara pazarlara taşınan, kilo kilo satılan siyah beyaz bir hatıradan bahsediyoruz.

Acılığının bilgi sabır ve kol gücüyle yapıldığı, karnına tel geçirilmiş Palamutların Toriklerin teraziye alındığı oltalarla tutulan zaman zaman efsane köpek balıklarının yakalandığı kocaman bir tarihten bahsediyoruz. İnsanların 2 balık tutup koca bir ailesine baktığı, çoluk çocuğunun nafakasını çıkarttığı mağrur bir balıktan ve ona sonsuz şükran ve saygı duyan avcısından oltacısından bahsediyoruz. Bizi biz yapan değerlerimizden her gün biraz daha yitirdiğimiz kültürümüzden bahsediyoruz. Avla avcının son anda tam zıpkının vurulacağı zaman göz göze geldiği ve bir biri ile helalleştiği bir duygu yumağından bahsediyoruz. Başından sonuna namuslu, başından sonuna adil be başından sonuna helal bir insan hikayesinden bahsediyoruz. Boğazın efendisinden Ege’nin hırçın çocuğundan bahsediyoruz.

İşte son gelişmelerin ve bu gelişmelerin yaratacağı haksızlıkları giderme ve helalleşme fırsatlarını tartışırken aklımızda hep bu siyah beyaz bulunsun istedim.


Yukarıda da bahsettik ülkemizin Orkinos kotası kademeli olarak 2017 ye kadar artmış olacak ve 2017 de kotamız var olanın iki katını geçmiş olacak. Denizde ki canlıların sahibi yoktur. İnsanların bu kaynaklardan faydalanma hakları vardır. Bu kaynakları korumak ve adil dağıtımını/kullanımını sağlamakla yükümlü olan da resmi otoritedir. Mevcut kota artışı resmi otoritenin önüne tarihi bir fırsat koymaktadır. Geçmişin haksızlıklarının giderilmesi, günümüz ve geleceğin adalet ekseninde kurtarılması için bu fırsatı değerlendirip değerlendirmeyeceklerini hep birlikte göreceğiz.

Ben bu yeni durumun yarattığı fırsatları hatırlatmak ve bazı önerilerde bulunmak istiyorum.

Hepimizin bildiği gibi ülkemiz /ülkeler sadece ulusal balıkçılık yönetiminde değil bölgesel balıkçılık yönetiminde de paydaş ve alınan karalarda söz sahibidirler. ICCAT ve GFCM bu konuda muhatap olduğumuz kurumlardan başlıcalarıdır. Biz bu kurumlarla birlikte balıkçılık uygulamalarında balık nesillerinin devamı konusunda alınan kararlara imza atıyoruz.
Balıkçılık yönetimimize belirleyici etkilerden bir diğeri ise AB uyum sürecinden gelmektedir. Birlikte bölgesel kararlar alıyor ve bu kararları ülke sınırlarımız içinde hayata geçirmeye çalışıyor.
Bizim dışımızda ki ülkeler bu kararları hayata geçirirken yeni uygulamaların yaratacağı sosyal ve ekonomik zararları şu veya bu ölçüde telafi edecek önlemler alırken bizim ülkemiz (haklı yada haksız ) gerekçelerle alınması gereken bu önlemler konusunda gerekenleri yapmadı/yapamadı.

Drifnet ağları ile yapılan avcılık yasaklandı ama geçimini bu işten sağlayan ve bu avcılık için yatırım yapan insanların kararların negatif etkilerine karşı korunmadı.

Marmara’nın ve boğazların, Ege ve Akdeniz’in geleneksel balıkçılığı olan Orkinos avlama hakkı ellerinden alındı sessiz çaresiz bu kararlara boyun eğen küçük ve orta ölçekli geleneksel balıkçılarımızın yaraları sarılmadı.

Şimdi elimizde bu yaraları sarmak ve helalleşmek için bir fırsat var. Kota artışından sağlanacak maddi kaynağı bir süre için kullanabiliriz.

AB sürecinin temel politikalarından birisi balıkçılık örgütlenmesinin güçlendirilmesi ise diğeri de küçük ölçekli kıyı balıkçılığının korunması için alınacak önlemlerdir. Bu önlemler ise hepiniz kabul edeceği gibi ancak mali bir kaynak yaratmak ve bu kaynağı gerçekçi bir bütçe ile yönetmekle mümkün olabilir.

Şimdi elimizde bu doğrultuda alınacak kararları hayata geçirebilmek için bir mali kaynak fırsatı geçmiştir. Gereken sadece iradedir.

Genel Müdürlük filo küçültme kapsamında tarihi bir karar almış ve bu kararı hayata geçirmiştir. Ne yazık ki bu girişim rezerv ruhsatların geriye alınması konusunda önemli olsa da av kapasitesinin küçültülmesinde bir işe yaramamıştır. Hatta gelirler de av kapasitesi de dikey olarak büyümeye devam etmektedir.
Şimdi resmi otoritenin önünde bir fırsat vardır. 2X4 yıllık bir planla av kapasitesinin düşürülmesi ve av gücü yüksek teknelerin filodan çıkarılması sağlanabilir. Bu güne kadar yapılan alımlara yüksek av gücüne sahip teknelerin başvurmaması ödeme miktarlarının gerçek ederlerinin altında kalmasıdır.

Ülke kotamızdaki artış gerçekçi bir fiyatlandırmaya mali fırsat yaratmaktadır.


Öneriler

  • Drifnet yasağı ile mağduriyet yaşayan balıkçıların zararları tazmin edilmelidir. Daha önceden Tulina ve Kılıç balığı avlanma izni alan motorlar için makul bir tazminat ödenmeli av araçları idare tarafından satın alınmalıdır.



  • Yaklaşık 500 ton artan ülke kotamızın en az 250 tonu olta ve paraketa avcılığı yapacak olan küçük ve orta ölçekli balıkçılar için ayrılmalıdır.



  • Filodan yüksek kapasiteli avcı motorlarının maddi olarak özendirilmesinin sağlanması için gerçekçi fiyat belirlenmeli 30 metre üzerinde ki avcı gemilerinin alınması için artan kotanın makul bir bölümü kullanılmalıdır.



  • SURKOOP, DEMBİR ve SUYMERBİR 10 yıl için Orkinos kotasından ayrılan pay ile desteklenmelidir. Bu desteklerin nasıl ve nerelerde kullanılacağı bir yönetmelikle belirlenmeli, her yıl sonunda kullanım alanları ve miktarları açıklanmalıdır. Kota artışı ve Yen’de ki düşüş göz önüne alındığında Orkinos kilo fiyatlarında ciddi bir düşüş dönemine gireceğimiz bilinen bir gerçektir bu nedenle SURKOOP kota miktarı 30 tona çıkarılmalı diğer birliklere ise birlik başına 10 ton pay ayrılmalıdır.


Yazımın başlarında dediğim gibi, BSGM mevcut durumun sorumlusu değildir ama balıkçılığımızı içinde bulunduğu durumdan çıkartma konusunda sorumluluk sahibidir. Kota artışının yaratacağı ek mali kaynak tarihsel haksızlıkların, yanlışlıkların ve ihmallerin giderilmesi için bir fırsat yaratmaktadır. Bu fırsatı değerlendirmek insani, ahlaki ve vicdani bir sorumluluktur.

Unutmayalım ki tarih irademizin dışında yazılmaktadır ama o tarihe nasıl geçeceğimiz kendi ellerimizdedir. 
Ne dersiniz?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Darıca'da neler oluyor?

  Yolu kapatan belediye aracı. AB ülkelerinde belediyeler, küçük ölçekli balıkçılığı desteklemek amacıyla; küçük balıkçı barınakları, iskeleler, çekek alanları ve kıyı koruma yapıları gibi temel altyapıları kurmakta ve geliştirmektedir. Bu yatırımlar, Avrupa Birliği fonları (EMFAF) ile desteklenmekte ve yerel yönetimler tarafından etkin şekilde uygulanmaktadır. Küçük ölçekli balıkçılığın korunmasına ilişkin uluslararası anlaşmalar ve son 15 yılda artan farkındalık çalışmalarına karşın, sahadaki koşulların iyileşmek yerine daha da kötüleştiği açıkça görülmektedir. Yerel esnafı, üreticiyi, küçük işletmeleri ve kooperatifleri desteklemek; aynı zamanda yerel kültürel mirası korumak belediyelerin temel ve yasal görevleri arasında olmasına rağmen, bu sorumlulukların bazı yerlerde açıkça ihlal edildiği görülmektedir. DARICA’DA KABUL EDİLEMEZ UYGULAMALAR Darıca’da, barınak projesi olarak başlatılan ancak projede belirtilen alan yerine farklı bir bölgede inşa edilen tekne parkının mend...

Adalar bölgesi için acil eylem çağrısı

Küçük ölçekli geleneksel balıkçılığın korunması konusunda onca kelam neredeyse yönetiminden akademisyenine sivil toplum örgütlerinden balıkçı örgütlerine kadar kelam etmeyen yok gibi. Lakin bu konuda "kalıcı ve gerçekçi" adımlar atılamıyor. Sanki önümüzde çözülmesi çok zor bir astrofizik problemi var ve biz bunu çözecek bilgi ve yeteneğe sahip değilmişiz gibi bir görüntü ile karşı karşıyayız.  Gerçekten böylemi? Gerçekten bu problemi çözecek bilgi ve beceriye sahip değil miyiz? Bu tartışmaları takip eden tüm taraflar bilir ki aslında ne önümüzde çözümü zor bir problem var karşımızda ne de yönetiminden akademisyenine kadar tartışmaların da çözümün de tarafı olanlar bilgisiz ve yeteneksiz kadrolardan oluşuyor. Bu konuda ki en büyük sorunumuz atılması gereken adımlarda cesaret eksikliği ve küçük ölçekli geleneksel balıkçıların son yıllarda içine düştüğü atalettir. Aya kalkmak ve mücadele etmek zorundayız. Kırmadan dökmeden onca yıldır sergilediğimiz yapıcı tutumu terk etmeden am...

Hassas habitatları koruma ve adalar Gırgır avına kapalı saha üzerine!

  İstanbul Gırgır avcıları ara tebliğ döneminin yaklaşması ile birlikte yeniden hareketlendi. Ana başlıkları ise Gırgır avcılığına kapalı alanın tekrar avcılığa açılması. Başka talepleri de var. İstavrit balığı avlanma boyunun 11 santime düşürülmesi bunlardan birisi. Yayın organlarının bu sayısı ile birlikte merkezi ve siyasal ilişkileri üzerindeki lobi faaliyetlerini açık bir kampanyaya dönüştürdüler. İstanbul Gırgır avcılarının açılmasını istediği alan Kampanyayı iki slogan üzerine oturtmuşlar; Bu yasak bir işe yaramıyor. Bize yasaksa herkese yasak olsun. İki sloganda gerçeği yansıtmıyor ve samimiyetsiz. Yasağın işe yarayıp yaramadığını adalar çevresindeki dip hayatının iyileşip iyileşmediğine bakarak anlayabiliriz. Ama arkadaşlar temel av hedefleri olan pelajik balıklar üzerinden baktıkları için rahatlıkla gerçek olmayan iddialarda bulunuyorlar. Bu yazıda sahadaki dip balıklarının artışına ve tür çoğalmasına dair bilgiler ve görseller bulacaksınız. Yazının sonunda ...