Ana içeriğe atla

ICCAT’tan abim geldi






Kara delik, astrofizikte, çekim alanı her türlü maddesel oluşumun ve ışınımın kendisinden kaçmasına izin vermeyecek derecede güçlü olan, kütlesi büyük bir kozmik cisimdir. Kara delik, uzayda belirli nicelikteki maddenin bir noktaya toplanması ile meydana gelen bir nesnedir de denilebilir. Bu tür nesneler ışık yaymadıklarından kara olarak nitelenirler. Kara deliklerin, "tekillik"leri dolayısıyla, üç boyutlu olmadıkları, sıfır hacimli oldukları kabul edilir.

Biliyorum ne alakası var balıkçılığın astrofizik ile diyeceksiniz. Çok alakası var, anlatacağım zaten ama önce doğruluğuna emin olsak bile resmen doğrulanmamış bir bilgiyi paylaşayım. Türkiye Japonya’ya ihraç kotasına ek olarak iç pazarda tüketilmek garantisi ile ek 500 tonluk bir kota aldı. Bu bilgi kesin bir bilgi. Bu ek 500 tonluk balığı kimin avlayacağı, nasıl avlanacağı, nereye ve nasıl pazarlanacağı henüz meçhul. Önümüzdeki günlerde bir yönetmelik çıkacağı ve bu konuların açığa çıkacağı ikinci şahıslar tarafından söyleniyor. Yönetmelik çıktığında ne olacağını hep birlikte öğreneceğiz.

Son günlerde bir çok dedikodu dolaşıyor camiada. Bu balıkların da çiftliklere verileceği ve ihraç etmenin bir yolunun bulacağını söyleyenler de var bu balıkların konserve fabrikalarına verileceğini söyleyenlerde var. Avcılığı konusunda ise tek bir dedikodu var. Eski düzende olduğu gibi Orkinos avlama izni bulunan tekneler ile kura usulü ile avlanacağı söyleniyor.

Herkesin elini ovuşturduğu bir döneme girmiş bulunuyoruz. ICCAT tarafından zaten ülke kotası yükseltildi ve kademeli olarak 2017 de 1200 tona ulaşacak peşine gelen bu 500 tonluk iç Pazar kotası da işin kaymağı oldu.

Peki durum bazı gırgır avcılarının umduğu kadar parlak mı bu yeni durumdan kar sağlaya bilecekler mi? Konu biraz dikkatlice incelenince hiç böyle gözükmüyor. Henüz yeni yönetmelik yayınlanmamış olsa bile kuraya katılan Orkinos avcılarının sevinçlerinin kursaklarında kalacağını görmek için ekonomist olmaya da yüksek matematik bilmeye de gerek yok. Önümüzdeki yıldan itibaren Orkinos fiyatlarının çok yüksek bir düşüş yaşayacağını şimdiden söyleyebiliriz. Japonya ben ICCAT’ın tanıdığı 704 ton ihracat kotasından fazlasını almam dediğine göre, Japonya’da ki balık alış fiyatı neredeyse sabit olduğuna göre bu arada ki fark doğal olarak Orkinos semirten çiftlik sahiplerinin cebine gidecek. İç pazara gidecek Orkinos’un fiyatının Japon’ların alım yaptığı fiyatların yanına bile yaklaşması mümkün olmadığına göre 500 tonlun kota fazlası çiftliklerin elinde fiyatları aşağı çekmek için büyük bir silaha dönüşecek. Geçen yıla kadar nedeyse mezatla belirlenen fiyatlar bundan sonra kim düşük verirse ondan alırıma dönüşecek.
İdare ne düşünüyor ne planlıyor kesin olarak bilmiyoruz. Bu fiyat düşüşünü ön görerek mi hareket ediyorlar ve zaten bunumu istiyorlar çok kısa bir zamanda göreceğiz.
Önümüzdeki seneden itibaren gerçekleşecek bir başka yenilik ise DEMBİR ve Üretici merkez birliğine de dersek payı verileceği. Bu konuda çeşitli rakamlar dolaşıyor ama resmi bir açıklama olmadan bu rakamları telaffuz etmenin doğru olmadığını düşünüyorum

Ben şimdilik olası gelişmelere dikkat çekmek ve konu hakkında kamuoyumuzu bilgilendirmek istedim





Gelelim şu kara delik meselesine.

Bizler sürdürülebilir balıkçılık üzerine tartışmaya başladığımızda genellikle avlanma derinliği, yasa dışı avcılık, ağ gözü, balık boyu, kayıt dışı avcılık ve benzeri konuların etrafında döner dururuz. Oysa bu önemli konuları tartışmak kadar gereken bir konu ise balıkçılık içinde son 15 yılda gerçekleşen dikey büyüme, balıkçılık gelirlerinin haksız paylaşımına dayanan bir sermaye merkezleşmesi ve birikimi ile balıkçılık ekonomisinin dışına çıkan büyük kazançları da tartışmak zorundayız.
İşte evrende oluşan kara delikler gibi balıkçılık rejimimizin de kara delikleri vardır ve tıpkı onlar gibi çekim alanına giren her şeyi (gelirleri ) çekmektedirler ve yine aynı onlar gibi etraflarını aydınlatmazlar ( elde edilen ve balıkçılığın dışına akan gelirler ) ve yine onlar gibi bizim kara deliklerimizde bir gün patlayacaklardır. Aralarında ki tek fark evrendeki kara deliklerin patladıklarında yeni yıldızlar ışık kaynakları oluşturacak olmaları bizim kara deliklerin patlamalarından ise topyekûn bir yok oluş yaratacak olmalarıdır.

Ülkemizde balıkçılık gelirlerini emen ve etrafını aydınlatmayan bu kara delikler Orkinos avcılığı/semirticiliği, Balık unu/yağı sanayi ve ona yönelik hamsi avcılığı ile kabzımallık sistemidir. Bu 3 kara delik balıkçılık gelirlerinin yarısından fazlasını emmekte ve yine bu gelirlerin küçük bir azınlık tarafından paylaşılmasıdır. Bunlar için balık bir tüketim maddesi değil “bir sanayi hammaddesidir” bunlar için balıkçılık geçinme hedefli bir faaliyet değil “bir sermaye birikim” aracıdır.

Ne yazık ki bu 3 konuda ülkemizde akademik bir çalışma yoktur. Bu konular balıkçılık ekonomisinin dışında kalan konular olduğu gibi (kusura bakmasınlar ama ) balıkçılık yönetiminin gündeminin de dışındaki konulardır. Anket yoluyla avlanan Hamsi’nin miktarını belirlemeye çalışan, Akdeniz’de her yıl avlanan yasa dışı Orkinos konusunu İCCAT’ın sorunu diye görmezden gelen balık hallerine giren balığın fiyat ve miktarını bilmeyen bir balıkçılık yönetimi mümkün değildir. Bir başka ifade ile bunları bilmeden balıkçılığı bilmek mümkün değildir.

Küçük ve orta boy balıkçıları ilgilendiren kısmı en sona bıraktım. Kota artışı ve Pazar kotası Orkinos avcılığındaki haksızlığı giderme konusunda bir fırsat yaratmasına rağmen bu konuda olumlu bir değişiklik işareti ortada gözükmemektedir. Fiyatlar düşer Çiftlikler karlarını arttırır kalan Orkinos konserve fabrikalarına gider ve balıkçılık camiasının “ötekileri” avcunu yalar gibi geliyor bana.
Elbette bir ihtimal daha var, ben yanılırım ve büyük bir mutlulukla seve seve tüm camiadan özür dilerim.

Özür dilemek umuduyla

http://www.gelbalder.org/showthread.php?t=6938 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Darıca'da neler oluyor?

  Yolu kapatan belediye aracı. AB ülkelerinde belediyeler, küçük ölçekli balıkçılığı desteklemek amacıyla; küçük balıkçı barınakları, iskeleler, çekek alanları ve kıyı koruma yapıları gibi temel altyapıları kurmakta ve geliştirmektedir. Bu yatırımlar, Avrupa Birliği fonları (EMFAF) ile desteklenmekte ve yerel yönetimler tarafından etkin şekilde uygulanmaktadır. Küçük ölçekli balıkçılığın korunmasına ilişkin uluslararası anlaşmalar ve son 15 yılda artan farkındalık çalışmalarına karşın, sahadaki koşulların iyileşmek yerine daha da kötüleştiği açıkça görülmektedir. Yerel esnafı, üreticiyi, küçük işletmeleri ve kooperatifleri desteklemek; aynı zamanda yerel kültürel mirası korumak belediyelerin temel ve yasal görevleri arasında olmasına rağmen, bu sorumlulukların bazı yerlerde açıkça ihlal edildiği görülmektedir. DARICA’DA KABUL EDİLEMEZ UYGULAMALAR Darıca’da, barınak projesi olarak başlatılan ancak projede belirtilen alan yerine farklı bir bölgede inşa edilen tekne parkının mend...

Adalar bölgesi için acil eylem çağrısı

Küçük ölçekli geleneksel balıkçılığın korunması konusunda onca kelam neredeyse yönetiminden akademisyenine sivil toplum örgütlerinden balıkçı örgütlerine kadar kelam etmeyen yok gibi. Lakin bu konuda "kalıcı ve gerçekçi" adımlar atılamıyor. Sanki önümüzde çözülmesi çok zor bir astrofizik problemi var ve biz bunu çözecek bilgi ve yeteneğe sahip değilmişiz gibi bir görüntü ile karşı karşıyayız.  Gerçekten böylemi? Gerçekten bu problemi çözecek bilgi ve beceriye sahip değil miyiz? Bu tartışmaları takip eden tüm taraflar bilir ki aslında ne önümüzde çözümü zor bir problem var karşımızda ne de yönetiminden akademisyenine kadar tartışmaların da çözümün de tarafı olanlar bilgisiz ve yeteneksiz kadrolardan oluşuyor. Bu konuda ki en büyük sorunumuz atılması gereken adımlarda cesaret eksikliği ve küçük ölçekli geleneksel balıkçıların son yıllarda içine düştüğü atalettir. Aya kalkmak ve mücadele etmek zorundayız. Kırmadan dökmeden onca yıldır sergilediğimiz yapıcı tutumu terk etmeden am...

Hassas habitatları koruma ve adalar Gırgır avına kapalı saha üzerine!

  İstanbul Gırgır avcıları ara tebliğ döneminin yaklaşması ile birlikte yeniden hareketlendi. Ana başlıkları ise Gırgır avcılığına kapalı alanın tekrar avcılığa açılması. Başka talepleri de var. İstavrit balığı avlanma boyunun 11 santime düşürülmesi bunlardan birisi. Yayın organlarının bu sayısı ile birlikte merkezi ve siyasal ilişkileri üzerindeki lobi faaliyetlerini açık bir kampanyaya dönüştürdüler. İstanbul Gırgır avcılarının açılmasını istediği alan Kampanyayı iki slogan üzerine oturtmuşlar; Bu yasak bir işe yaramıyor. Bize yasaksa herkese yasak olsun. İki sloganda gerçeği yansıtmıyor ve samimiyetsiz. Yasağın işe yarayıp yaramadığını adalar çevresindeki dip hayatının iyileşip iyileşmediğine bakarak anlayabiliriz. Ama arkadaşlar temel av hedefleri olan pelajik balıklar üzerinden baktıkları için rahatlıkla gerçek olmayan iddialarda bulunuyorlar. Bu yazıda sahadaki dip balıklarının artışına ve tür çoğalmasına dair bilgiler ve görseller bulacaksınız. Yazının sonunda ...