Ana içeriğe atla

İstanbul adaları ve şantaj.



Şantaj, adaletsizlik, açgözlülük, merhametsizlik ve dürüstlük eksikliği gibi kötü huyları yansıtır.                                                                                                                 Aristoteles


Spekülasyonlar ve gerçekler.

Balıkçılıkta zor günler yaşamamıza rağmen içinde bulunduğumuz durumu tartışmak yerine yerine anlamsız bir tartışmanın içine çekildik. Bu tartışmayı sürdürmemek konusunda ne kadar kararlı olsakta bir yerde mecbur kalıyor tartışmanın tarafı olmaya devam ediyoruz.

Bakanlık tarafından hazırlanan taslağı fırsat bilen ve bunu bir şantaj konusu yapan yapılarda sahneye çıkmaya başladı. Dem-bir bu sayısında iki konuyu manşet yapmış. Henüz gazeteyi görmedim ama kapak gayet açık. Kelimenin gerçek anlamı ile şantaj amaçlanmış. Bu şantaja muhatap olanlar ne der ne yapar bilemem. Onlarla organik bir bağım yok ve bu tamamen onları ilgilendirir.

Benim konu ile ilgili yazma amacım arkeolojik bir kazı yaparak bu şantajın arka planını teşhir etmek. 

2011-2012 balıkçılık sezonu ülkede bir ilkin yaşandığı yıl olmuştur. Her sezon sonu bir kaç dilekçe ile gırgır av sezonunun uzatılması itiraz eden küçük ölçekli balıkçılar ve gerçek amatör balıkçıların desteği de alarak sahneye çıkmış ve sezon uzatma engellendiği gibi bir daha da gündeme gelmemiştir. 

İşte bu mücadelenin kazanılması ile birlikte ülkede hem balıkçılık tartışmalarının içeriği hem de kapsamı değişmeye başlamış küçük balıkçı aşırı avcılık, haksız rekabet, büyük ölçekli av araçlarının canlı doğal kaynakları tahrip edici kullanımı dahil her türden konuyu tartışmaya ve talepler üretmeye başlamıştır. Ve doğal olarak kooperatifler (özellikle İstanbul) sahnede ön plana çıkmış ve etkin rol oynamıştır. 

İşte küçük balıkçı kooperatiflerine karşı var olan bu tepki ve nefret bu mücadele ile ortaya çıkmıştır.

O günlerden zamanımıza kadar geçen yıllarda kooperatiflerin zayıflaması, balıkçılık hakkında konuşmaması ve balıkçılık toplantılarına katılmamaları için ellerinden ne geliyorsa yaptılar.

İktidarın muhafazakar yanını hedef alıp "barınaklarda içki içmekten başka bir iş yapılmıyor" diye tezvirat yaptılar.

Küçük balıkçı için siz balıkçı değilsiniz dediler.

Hakaret ettiler.

Tehdit ettiler.

Hiç bir zaman meselenin aslını kaynakların durumunu Gırgır avcılığın kaynaklar üzerindeki etkilerini konuşmadılar ve konuşulmamasını istediler.

Balıkçılığa dair her tartışma her soru her araştırma rahatsız etti bu arkadaşları.

İşte bu anlayış rahmetli Mehmet Özdinar'ın ölümüne sebep oldu.

Bu sezon hangi türden ne kadar avladın gibi sıradan bir soru bile şiddetli bir öfkeye sebep oluyordu.

Bu konuda geçmişe dair anlatacak çok şey var şimdilik bu kadarı yeter.

Aynı gruplar kullandıkları yöntemin işe yaramadığı görünce üslup ve hedefleri değiştirmeye başladılar.

Mesela küçük balıkçının varlığı kabul ettiler.

Ama kooperatifleri hedeflerinde tutmaya devam ettiler. 

Kooperatiflerin eksiklikleri, usulsüzlüklerini hatta bir kısmının yolsuzluklarını unutmadan söylüyorum. o günlerden bu yana amaçları ve hedefleri hiç değişmedi.

Küçük balıkçıyı balıkçılık toplantılarından ve tartışmalarından uzak tutmak ve bunu yapabilmek içinde kooperatifleri mali olarak zayıflatmak.

Aşırı yıpranmış küçük balıkçılık ekonomisinin kooperatifleri ayakta tutmaya yetmeyeceğini iyi biliyorlardı.

Yaklaşık 10 senedir barınakların kooperatiflere verilmemesi için sistemli lobi yaptılar.

Kendi bahçelerindeki lağımı görmek yerine komşunun bahçesindeki çöpü işaret ettiler.

Ve eski bir gündem ve yöntemle tekrar sahne alıyorlar.

Bu sefer bir taşla iki kuş vurmayı hedefliyorlar.

Adalar konusunda susmazsanız biz de sizi barınaklar konusunda rahat bırakmayız demeye çalışıyorlar. 

AMA BİR ÜÇÜNCÜ TARAFIN VARLIĞINI HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ YİNE UNUTMUŞLAR.

Bir üçüncü taraf var. Barınak işletmeciliği ıslah edilsin talebine sahipler ve Adalar denizinin mevcut sınırları ile yetinmiyorlar. Ve mücadeleye de kararlılar.

Son olarak söyleyeceğim tek bir şey var.

Talepleri meşru olanlar gayrı ahlaki yöntemleri kullanarak mücadele etmezler.

Elle gelen düğün bayram.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Darıca'da neler oluyor?

  Yolu kapatan belediye aracı. AB ülkelerinde belediyeler, küçük ölçekli balıkçılığı desteklemek amacıyla; küçük balıkçı barınakları, iskeleler, çekek alanları ve kıyı koruma yapıları gibi temel altyapıları kurmakta ve geliştirmektedir. Bu yatırımlar, Avrupa Birliği fonları (EMFAF) ile desteklenmekte ve yerel yönetimler tarafından etkin şekilde uygulanmaktadır. Küçük ölçekli balıkçılığın korunmasına ilişkin uluslararası anlaşmalar ve son 15 yılda artan farkındalık çalışmalarına karşın, sahadaki koşulların iyileşmek yerine daha da kötüleştiği açıkça görülmektedir. Yerel esnafı, üreticiyi, küçük işletmeleri ve kooperatifleri desteklemek; aynı zamanda yerel kültürel mirası korumak belediyelerin temel ve yasal görevleri arasında olmasına rağmen, bu sorumlulukların bazı yerlerde açıkça ihlal edildiği görülmektedir. DARICA’DA KABUL EDİLEMEZ UYGULAMALAR Darıca’da, barınak projesi olarak başlatılan ancak projede belirtilen alan yerine farklı bir bölgede inşa edilen tekne parkının mend...

Adalar bölgesi için acil eylem çağrısı

Küçük ölçekli geleneksel balıkçılığın korunması konusunda onca kelam neredeyse yönetiminden akademisyenine sivil toplum örgütlerinden balıkçı örgütlerine kadar kelam etmeyen yok gibi. Lakin bu konuda "kalıcı ve gerçekçi" adımlar atılamıyor. Sanki önümüzde çözülmesi çok zor bir astrofizik problemi var ve biz bunu çözecek bilgi ve yeteneğe sahip değilmişiz gibi bir görüntü ile karşı karşıyayız.  Gerçekten böylemi? Gerçekten bu problemi çözecek bilgi ve beceriye sahip değil miyiz? Bu tartışmaları takip eden tüm taraflar bilir ki aslında ne önümüzde çözümü zor bir problem var karşımızda ne de yönetiminden akademisyenine kadar tartışmaların da çözümün de tarafı olanlar bilgisiz ve yeteneksiz kadrolardan oluşuyor. Bu konuda ki en büyük sorunumuz atılması gereken adımlarda cesaret eksikliği ve küçük ölçekli geleneksel balıkçıların son yıllarda içine düştüğü atalettir. Aya kalkmak ve mücadele etmek zorundayız. Kırmadan dökmeden onca yıldır sergilediğimiz yapıcı tutumu terk etmeden am...

Hassas habitatları koruma ve adalar Gırgır avına kapalı saha üzerine!

  İstanbul Gırgır avcıları ara tebliğ döneminin yaklaşması ile birlikte yeniden hareketlendi. Ana başlıkları ise Gırgır avcılığına kapalı alanın tekrar avcılığa açılması. Başka talepleri de var. İstavrit balığı avlanma boyunun 11 santime düşürülmesi bunlardan birisi. Yayın organlarının bu sayısı ile birlikte merkezi ve siyasal ilişkileri üzerindeki lobi faaliyetlerini açık bir kampanyaya dönüştürdüler. İstanbul Gırgır avcılarının açılmasını istediği alan Kampanyayı iki slogan üzerine oturtmuşlar; Bu yasak bir işe yaramıyor. Bize yasaksa herkese yasak olsun. İki sloganda gerçeği yansıtmıyor ve samimiyetsiz. Yasağın işe yarayıp yaramadığını adalar çevresindeki dip hayatının iyileşip iyileşmediğine bakarak anlayabiliriz. Ama arkadaşlar temel av hedefleri olan pelajik balıklar üzerinden baktıkları için rahatlıkla gerçek olmayan iddialarda bulunuyorlar. Bu yazıda sahadaki dip balıklarının artışına ve tür çoğalmasına dair bilgiler ve görseller bulacaksınız. Yazının sonunda ...