7 Mayıs 2026 Perşembe

Ya bir yol bulacağız yada dağı deleceğiz.

 



 Örgütlü KÖB (küçük ölçekli balıkçı), balıkçıların yönetime doğrudan katılmasını sağlar. Devlet tek başına yönetemez; yerel bilgi (geleneksel ekolojik bilgi), balık stokları, üreme alanları ve mevsimsel değişiklikler konusunda vazgeçilmezdir.

 

FAO’nun Küçük Ölçekli Balıkçılık Gönüllü Kılavuz İlkeleri (SSF Guidelines) de bunu vurgular: Balıkçılar yönetimde yer alırsa kurallar daha adil, uygulanabilir ve kabul gören olur.

 

Fao.org

Onlarca sorunumuz var.

Çoğu can yakıcı çoğu acil çözüm bekliyor. Küçük balıkçı refahını artırmanın değil karnını doyurmanın peşinde bu günler de. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizin sektör üzerindeki yarattığı olumsuz baskı, yetiştiricilik ve ithalat karşısında yaşadığı haksız rekabet (üstelik tüketiciye de gıdaya adil erişim konusunda haksızlık yapılıyor) kaynakların sürekli azalması ve ekosistem de yaşanan olumsuz değişimler vb.

Yazının giriş bölümünde içinde olduğumuz durumu ve buna bağlı olarak çözüm aramamız gereken asli sorunları hatırlatmak için yazdım bunları. Ve bu yazının amacı (en azından şimdilik değil) bütün bu can yakıcı sorunları tartışmak yerine önümüze gelen zamansız ve hem balıkçılık yönetimi açısından tehdit içeren hem de içinde balıkçı örgütlerinin tasfiyesine sebep olacak olan bir kanun taslağıdır.

Son cümlede altını çizdiğim iki konu bu yazının temel çerçevesini oluşturmaktadır. Bu taslak yasallaşırsa içinde bulunduğumuz koşullarda kooperatifler tasfiye olur ve kaçınılmaz olarak balıkçılık yönetimi sahadaki en büyük paydaşını kaybetmiş olur.

Benim görevim ille de merkezi balıkçılık yönetimini ikna etmek değil. Hem balıkçı arkadaşlarıma hem de balıkçılık yönetimine bu taslakla birlikte gelmekte olan tehlikeyi işaret etmektir.

Söz konusu taslak resmi olarak açıklanmadığı için burada paylaşmayacağım. Ama balıkçı barınaklarının kiralanması ve işletilmesi konusunda temel yaklaşıumı söyleyebilirim.

Söz konusu kanun tasarısı ile yeni bir bürokratik yapı inşa ediliyor. Bir barınaklar merkez kurulu ve barınaklarda da barınak şefliği. Tüm barınak gelirleri merkez kurula ait bir hesapta toplanıyor. Bu gelirlerin %30’u (40’a kadar arttırılabilir) bu yeni kurumda çalışacak özel ve kamu personeline ücret olarak ayrılıyor, net karın %2’si birlik ve üst birliklere veriliyor kalanı da barınakların bakım ve onarımında kullanılıyor.

Kimin bu gelirlerden ne kadar pay alacağı yazılmış ama kiralayan kooperatifin ne pay alacağı yazılmamış. Mesela ücretlerin üst sınırı bile belirlenmiş. Zaten maaş almakta olan bir kamu personeli asgari ücretin 5 katına kadar ücret alabilecek.

Durumu açıklayabileceğim en kibar kelime “tuhaf” bir tasarı olacaktır.

Bir iş yeri kiraladığınızı düşünün. Mal sahibi önünüze bir kontrat koyuyor;

Ben senin iş yerinin tepesine CEO iş yerine müdür atacağım, gelirin %30-40’nı ücret olarak ayıracağım, %2’sini esnaf odasına ödeyeceğim ve kalanını da iş yerinin bakım ve onarımın da kullanacağım diyor. İş yerinin yarın öbür gün bir cezai durumla karşı karşıya kalması durumunda da cezaların sahibi kiralayan oluyor. Bu durumu gerçekten ifade edebilecek en kibar kelime tuhaftan başka bir şey değildir.

 

Bu tuhaf taslak hakkında daha fazla spekülasyon yapmadan bahsettiğim tehlike üzerine birkaç kelime edelim.  

Süslü laflara gerek kalmadan direkt söyleyeyim. Bu taslak yasalaştığında ve bunun sonucunda kooperatiflerin bağlama gelirlerinden elde ettikleri gelir kesildiğinde örgütsel yapı çökecek zaten yetersiz olan balıkçı örgütlenmesi tamamen dağılacaktır. Aşağıdaki sorulara evet diyebilorsak başka bir zemin de tartışmak mümkün olur demediğimiz sürece tartışmanın  zemini de çerçevesi de sadece "adalet" ile sınırlıdır. 

Küçük balıkçının avlandığı meralar kıyı ekosisteminin en hassas en kırılgan alanlarıdır. Bu alanları endüstriyel avcılığın tahrip edici etkisine yeterince kapadık mı hayır.

Küçük ölçekli balıkçı örgütlerini pazarlama sorunları karşısında destekledik mi hayır.

Küçük ölçekli balıkçıyı ithalatın ezici etkilerine karşı koruduk mu hayır.

Marmara’da trol avcılığını etkili bir şekilde azalttık ama son yıllarda sahaya çıkan ve giderek büyüyen küçük ölçekli yasa dışı avcılık (her ilçede sayıları yasal balıkçıların en az iki katı ve doğrudan restoranlara satış yapıyorlar) karşısında önlem alıp koruduk mu hayır.

Oluşturduğumuz politikalar aldığımız kararlar küçük ölçekli balıkçıları (refah artışından vazgeçtim) ekonomik olarak koruyor mu hayır.

İçinde bulunduğu koşullarda küçük balıkçı örgütlerini finanse edebilir mi hayır.

Bu karar yasalaşırsa bu örgütlerin %90’ı kapanır mı evet!

 

Yazının başında FAO’dan bir alıntı var tekrarlayayım. “

 

“Örgütlü KÖB (küçük ölçekli balıkçı), balıkçıların yönetime doğrudan katılmasını sağlar. Devlet tek başına yönetemez; yerel bilgi (geleneksel ekolojik bilgi), balık stokları, üreme alanları ve mevsimsel değişiklikler konusunda vazgeçilmezdir”  yani bu taslak yasalaşırsa tek darbeyi küçük balıkçı almaz balıkçılık yönetimi de büyük bir darbe alır. Son 15 yıldır kaynakların korunması yönünde aldığınız her kararı sahada destekleyen, pahalı araştırmalar yaparak elde edilebilecek birçok güncel bilgiyi yönetime taşıyan ve sürdürülebilir balıkçılık politikalarından gerçek çıkarı olan tek balıkçı gurubunu balıkçılarımızın yaklaşık %90’ını kaybederek büyük bir yara alırız.

 

Taslağa itiraz noktam tam da burasıdır. Usulsüzlükleri ve hatta yolsuzlukları birçok balıkçılık yöneticisinden daha fazla biliyorum. Çok iddialı bir laf edeyim. Usulsüzlük ve yolsuzluklar konusunda birçok yöneticiden daha fazla daha sert bir tepki gösteriyorum. Ama bu sorunların sebeplerini de biliyorum çözüm yollarını da. Eminim birçok arkadaş birçok balıkçılık yöneticisi de biliyordur.

Kaynakların %90’ını sömüren büyük balıkçıların örgütlerine Orkinos kotasından ciddi bir pay ayıran yönetim “günümüzde kooperatiflerin neredeyse tek gelir kaynağı olan bağlama ücretlerine” el koyması kabul edilebilir bir şey değildir.

Bu taslağı meclise yollamayın demiyorum. Bu taslakta sonuna kadar savunacağımız başka maddeler de var. Bu nedenle gelin bu taslağı çirkin yanlarından arındıralım ve kooperatifleri malık çaresizliğe itmeyecek şekilde düzeltelim.

 

Bu sefer sürçü lisan ettiysek af ola demeyeceğim.

Dost acı söyler.

  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder