Ana içeriğe atla

Ya bir yol bulacağız yada dağı deleceğiz.

 



 Örgütlü KÖB (küçük ölçekli balıkçı), balıkçıların yönetime doğrudan katılmasını sağlar. Devlet tek başına yönetemez; yerel bilgi (geleneksel ekolojik bilgi), balık stokları, üreme alanları ve mevsimsel değişiklikler konusunda vazgeçilmezdir.

 

FAO’nun Küçük Ölçekli Balıkçılık Gönüllü Kılavuz İlkeleri (SSF Guidelines) de bunu vurgular: Balıkçılar yönetimde yer alırsa kurallar daha adil, uygulanabilir ve kabul gören olur.

 

Fao.org

Onlarca sorunumuz var.

Çoğu can yakıcı çoğu acil çözüm bekliyor. Küçük balıkçı refahını artırmanın değil karnını doyurmanın peşinde bu günler de. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizin sektör üzerindeki yarattığı olumsuz baskı, yetiştiricilik ve ithalat karşısında yaşadığı haksız rekabet (üstelik tüketiciye de gıdaya adil erişim konusunda haksızlık yapılıyor) kaynakların sürekli azalması ve ekosistem de yaşanan olumsuz değişimler vb.

Yazının giriş bölümünde içinde olduğumuz durumu ve buna bağlı olarak çözüm aramamız gereken asli sorunları hatırlatmak için yazdım bunları. Ve bu yazının amacı (en azından şimdilik değil) bütün bu can yakıcı sorunları tartışmak yerine önümüze gelen zamansız ve hem balıkçılık yönetimi açısından tehdit içeren hem de içinde balıkçı örgütlerinin tasfiyesine sebep olacak olan bir kanun taslağıdır.

Son cümlede altını çizdiğim iki konu bu yazının temel çerçevesini oluşturmaktadır. Bu taslak yasallaşırsa içinde bulunduğumuz koşullarda kooperatifler tasfiye olur ve kaçınılmaz olarak balıkçılık yönetimi sahadaki en büyük paydaşını kaybetmiş olur.

Benim görevim ille de merkezi balıkçılık yönetimini ikna etmek değil. Hem balıkçı arkadaşlarıma hem de balıkçılık yönetimine bu taslakla birlikte gelmekte olan tehlikeyi işaret etmektir.

Söz konusu taslak resmi olarak açıklanmadığı için burada paylaşmayacağım. Ama balıkçı barınaklarının kiralanması ve işletilmesi konusunda temel yaklaşıumı söyleyebilirim.

Söz konusu kanun tasarısı ile yeni bir bürokratik yapı inşa ediliyor. Bir barınaklar merkez kurulu ve barınaklarda da barınak şefliği. Tüm barınak gelirleri merkez kurula ait bir hesapta toplanıyor. Bu gelirlerin %30’u (40’a kadar arttırılabilir) bu yeni kurumda çalışacak özel ve kamu personeline ücret olarak ayrılıyor, net karın %2’si birlik ve üst birliklere veriliyor kalanı da barınakların bakım ve onarımında kullanılıyor.

Kimin bu gelirlerden ne kadar pay alacağı yazılmış ama kiralayan kooperatifin ne pay alacağı yazılmamış. Mesela ücretlerin üst sınırı bile belirlenmiş. Zaten maaş almakta olan bir kamu personeli asgari ücretin 5 katına kadar ücret alabilecek.

Durumu açıklayabileceğim en kibar kelime “tuhaf” bir tasarı olacaktır.

Bir iş yeri kiraladığınızı düşünün. Mal sahibi önünüze bir kontrat koyuyor;

Ben senin iş yerinin tepesine CEO iş yerine müdür atacağım, gelirin %30-40’nı ücret olarak ayıracağım, %2’sini esnaf odasına ödeyeceğim ve kalanını da iş yerinin bakım ve onarımın da kullanacağım diyor. İş yerinin yarın öbür gün bir cezai durumla karşı karşıya kalması durumunda da cezaların sahibi kiralayan oluyor. Bu durumu gerçekten ifade edebilecek en kibar kelime tuhaftan başka bir şey değildir.

 

Bu tuhaf taslak hakkında daha fazla spekülasyon yapmadan bahsettiğim tehlike üzerine birkaç kelime edelim.  

Süslü laflara gerek kalmadan direkt söyleyeyim. Bu taslak yasalaştığında ve bunun sonucunda kooperatiflerin bağlama gelirlerinden elde ettikleri gelir kesildiğinde örgütsel yapı çökecek zaten yetersiz olan balıkçı örgütlenmesi tamamen dağılacaktır. Aşağıdaki sorulara evet diyebilorsak başka bir zemin de tartışmak mümkün olur demediğimiz sürece tartışmanın  zemini de çerçevesi de sadece "adalet" ile sınırlıdır. 

Küçük balıkçının avlandığı meralar kıyı ekosisteminin en hassas en kırılgan alanlarıdır. Bu alanları endüstriyel avcılığın tahrip edici etkisine yeterince kapadık mı hayır.

Küçük ölçekli balıkçı örgütlerini pazarlama sorunları karşısında destekledik mi hayır.

Küçük ölçekli balıkçıyı ithalatın ezici etkilerine karşı koruduk mu hayır.

Marmara’da trol avcılığını etkili bir şekilde azalttık ama son yıllarda sahaya çıkan ve giderek büyüyen küçük ölçekli yasa dışı avcılık (her ilçede sayıları yasal balıkçıların en az iki katı ve doğrudan restoranlara satış yapıyorlar) karşısında önlem alıp koruduk mu hayır.

Oluşturduğumuz politikalar aldığımız kararlar küçük ölçekli balıkçıları (refah artışından vazgeçtim) ekonomik olarak koruyor mu hayır.

İçinde bulunduğu koşullarda küçük balıkçı örgütlerini finanse edebilir mi hayır.

Bu karar yasalaşırsa bu örgütlerin %90’ı kapanır mı evet!

 

Yazının başında FAO’dan bir alıntı var tekrarlayayım. “

 

“Örgütlü KÖB (küçük ölçekli balıkçı), balıkçıların yönetime doğrudan katılmasını sağlar. Devlet tek başına yönetemez; yerel bilgi (geleneksel ekolojik bilgi), balık stokları, üreme alanları ve mevsimsel değişiklikler konusunda vazgeçilmezdir”  yani bu taslak yasalaşırsa tek darbeyi küçük balıkçı almaz balıkçılık yönetimi de büyük bir darbe alır. Son 15 yıldır kaynakların korunması yönünde aldığınız her kararı sahada destekleyen, pahalı araştırmalar yaparak elde edilebilecek birçok güncel bilgiyi yönetime taşıyan ve sürdürülebilir balıkçılık politikalarından gerçek çıkarı olan tek balıkçı gurubunu balıkçılarımızın yaklaşık %90’ını kaybederek büyük bir yara alırız.

 

Taslağa itiraz noktam tam da burasıdır. Usulsüzlükleri ve hatta yolsuzlukları birçok balıkçılık yöneticisinden daha fazla biliyorum. Çok iddialı bir laf edeyim. Usulsüzlük ve yolsuzluklar konusunda birçok yöneticiden daha fazla daha sert bir tepki gösteriyorum. Ama bu sorunların sebeplerini de biliyorum çözüm yollarını da. Eminim birçok arkadaş birçok balıkçılık yöneticisi de biliyordur.

Kaynakların %90’ını sömüren büyük balıkçıların örgütlerine Orkinos kotasından ciddi bir pay ayıran yönetim “günümüzde kooperatiflerin neredeyse tek gelir kaynağı olan bağlama ücretlerine” el koyması kabul edilebilir bir şey değildir.

Bu taslağı meclise yollamayın demiyorum. Bu taslakta sonuna kadar savunacağımız başka maddeler de var. Bu nedenle gelin bu taslağı çirkin yanlarından arındıralım ve kooperatifleri mali çaresizliğe itmeyecek şekilde düzeltelim.

 

Bu sefer sürçü lisan ettiysek af ola demeyeceğim.

Dost acı söyler.

  


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Darıca'da neler oluyor?

  Yolu kapatan belediye aracı. AB ülkelerinde belediyeler, küçük ölçekli balıkçılığı desteklemek amacıyla; küçük balıkçı barınakları, iskeleler, çekek alanları ve kıyı koruma yapıları gibi temel altyapıları kurmakta ve geliştirmektedir. Bu yatırımlar, Avrupa Birliği fonları (EMFAF) ile desteklenmekte ve yerel yönetimler tarafından etkin şekilde uygulanmaktadır. Küçük ölçekli balıkçılığın korunmasına ilişkin uluslararası anlaşmalar ve son 15 yılda artan farkındalık çalışmalarına karşın, sahadaki koşulların iyileşmek yerine daha da kötüleştiği açıkça görülmektedir. Yerel esnafı, üreticiyi, küçük işletmeleri ve kooperatifleri desteklemek; aynı zamanda yerel kültürel mirası korumak belediyelerin temel ve yasal görevleri arasında olmasına rağmen, bu sorumlulukların bazı yerlerde açıkça ihlal edildiği görülmektedir. DARICA’DA KABUL EDİLEMEZ UYGULAMALAR Darıca’da, barınak projesi olarak başlatılan ancak projede belirtilen alan yerine farklı bir bölgede inşa edilen tekne parkının mend...

Adalar bölgesi için acil eylem çağrısı

Küçük ölçekli geleneksel balıkçılığın korunması konusunda onca kelam neredeyse yönetiminden akademisyenine sivil toplum örgütlerinden balıkçı örgütlerine kadar kelam etmeyen yok gibi. Lakin bu konuda "kalıcı ve gerçekçi" adımlar atılamıyor. Sanki önümüzde çözülmesi çok zor bir astrofizik problemi var ve biz bunu çözecek bilgi ve yeteneğe sahip değilmişiz gibi bir görüntü ile karşı karşıyayız.  Gerçekten böylemi? Gerçekten bu problemi çözecek bilgi ve beceriye sahip değil miyiz? Bu tartışmaları takip eden tüm taraflar bilir ki aslında ne önümüzde çözümü zor bir problem var karşımızda ne de yönetiminden akademisyenine kadar tartışmaların da çözümün de tarafı olanlar bilgisiz ve yeteneksiz kadrolardan oluşuyor. Bu konuda ki en büyük sorunumuz atılması gereken adımlarda cesaret eksikliği ve küçük ölçekli geleneksel balıkçıların son yıllarda içine düştüğü atalettir. Aya kalkmak ve mücadele etmek zorundayız. Kırmadan dökmeden onca yıldır sergilediğimiz yapıcı tutumu terk etmeden am...

Hassas habitatları koruma ve adalar Gırgır avına kapalı saha üzerine!

  İstanbul Gırgır avcıları ara tebliğ döneminin yaklaşması ile birlikte yeniden hareketlendi. Ana başlıkları ise Gırgır avcılığına kapalı alanın tekrar avcılığa açılması. Başka talepleri de var. İstavrit balığı avlanma boyunun 11 santime düşürülmesi bunlardan birisi. Yayın organlarının bu sayısı ile birlikte merkezi ve siyasal ilişkileri üzerindeki lobi faaliyetlerini açık bir kampanyaya dönüştürdüler. İstanbul Gırgır avcılarının açılmasını istediği alan Kampanyayı iki slogan üzerine oturtmuşlar; Bu yasak bir işe yaramıyor. Bize yasaksa herkese yasak olsun. İki sloganda gerçeği yansıtmıyor ve samimiyetsiz. Yasağın işe yarayıp yaramadığını adalar çevresindeki dip hayatının iyileşip iyileşmediğine bakarak anlayabiliriz. Ama arkadaşlar temel av hedefleri olan pelajik balıklar üzerinden baktıkları için rahatlıkla gerçek olmayan iddialarda bulunuyorlar. Bu yazıda sahadaki dip balıklarının artışına ve tür çoğalmasına dair bilgiler ve görseller bulacaksınız. Yazının sonunda ...