Ana içeriğe atla

2011 Danışma Kurulu öncesinde sürdürülebilir balıkçılık için önümüzdeki görevler.

Her yıl av sezonun sonu ile birlikte başlayan mücadelenin yorgunluğu ve görece başarılarımız doğal olarak bir rahatlama ve rehavet duygusunu da beraberinde getiriyor. Hazirandaki Danışma Kurulu toplantısana çok az bir süre kalmış olması nedeni ile bu rehavetten hızla çıkmalı ve bu kısa süreyiyi en verimli bir şekilde kullanmalıyız.
Son 2 yıldır ivme kazanan balıkçılık mücadelesi genel olarak mevcut durumu koruma ve tabliğlere sahip çıkma etrafında sürdü. Bütün bu kampanyalar ve tartışmalarımız, daha fazla av zamanı ve daha fazla av alanı taleplerine karşı bir savunma  savaşı şeklinde gelişti.  El yordamı ile çıktığımız bu yolda stokların iyileştirilmesi için kazanımlar elde edeme sekte, var olanları koruma konusunda kısmi başarılar elde ettik.  Yine de bu 2 yılın en önemli kazanımları sürdürülebilir balıkçılığın yanı sıra sucul kaynakların hakça paylaşımı fikrinin gündemimize girmeye başlaması ve değişik liman ve barınaklarımızdan bu mücadeleye katılan arkadaşlarımızın çoğalması olmuştur.   Bu mücadele bundan sonra gündemi takip etmekle ve karşı saldırılara karşı müdafaa savaşı yaparak devam edemez.
Bundan sonraki süreç gündemi değiştirmek, taleplerimizi tartışmak ve bu talepler etrafında örgütlenmek için bize fırsatlar  getirecektir.  Artık gündemi değiştirmek ve iyileştirmeler için mücadele etmek zorundayız. FSD ve “İstanbul Lüfere hasret kalmasın” kampanyası bizim için zengin deneyimlerle doludur.  
Elbetteki her balıkçı yapılması gerekenler hakkında bir fikre sahiptir ve bunların kendilerine göre öncelikleri vardır. Ortak önceliklerin en geniş balıkçı desteğinin (sektör ayırmaksızın) en  kısa zamanda belirlenmesi  ve önümüzdeki Danışma Kurulu toplantısına yetiştirilmesi şarttır. Burada dikkat etmemiz gereken husus aşırı sayıda taleple kampanya yürütmek yerine en acil 3 yada 4 talebin etrafında örgütlenmektir. Bu kampanya bu avcılık dönemi için kazanımlar getirmese bile, önümüzdeki yıl için bizi deneyimli kılacak ve daha uzun sürede daha disiplinli bir şekilde örgütlenmemize ve mücadele  etmemize katkı sağlayacaktır.

Ben Çinekop avlanma boyu konusundaki FSD kampanyasına en yoğun desteğin verilmesi  ve bu kampanyaya en geniş balıkçı desteğinin sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Unutmayalım ki bu kampanya başarılı olursa “sürdürülebilir balıkçılık” mücadelesinin önü iyice açılacaktır.
Av yasağı tarihlerinin yeniden düzenlenmesi en acil ikinci konudur. Mevcut sürenin uzatılması taleplerine karşı mücadele etmek yerine sezonun 1 Nisan’da bitmesini talep etmeli ve bu talebe en geniş gırgır avcısı ve trol avcısı arkadaşı ikna etmeliyiz.  Şahsi çevremden de biliyorum ki  1 Nisan tarihi  gırgır avcısı arkadaşların çok önemli bir bölümü açısından kabul görecek bir taleptir ve ertelenemez.
Boğazların  endüstriyel avcılığa kapatılması için acil ve hızlı bir şekilde örgütlenmeli, Karadenizli balıkçı arkadaşlarımızı bu tartışmaya ve kampanyaya katmanın yollarını bulmalıyız.  Konu sadece dalyanlara karşı mücadele ile geçiştirilemez ve en can alıcı sorunlarımızdan biridir. Giriş ve çıkış seviyelerinin belirlenerek  Gırgır avcılığına kapatılmalıdır.
Dalyan doğru zamanlarda kurulduğu sürece zararsız bir av aracıdır. Biz dalyana çok balık tuttuğu için değil havyardaki balığın göç zamanı kurulduğu ve avcılık yaptığı için karşı çıkmalıyız. Bu nedenle de kampanyamızı dalyanı yasaklatmak yerine kurulum tarihlerinin değiştirilmesi üzerine inşaa etmeliyiz.   Doğru talep budur ve bizi hem balıkçının hem de idarenin karşısında cahil istemezükçüler durumuna düşmekten alıkoyar.
Bu talepler etrafında bir kampanyayı örgütleyebilmek ve Danışma Kuruluna bu talepleri balıkçı talepleri olarak iletmek bu kısa zamanda en acil görevdir.  Kampanyanın sonuçları ne olursa olsun kazanacak olan biz olacağız. Bu kısa dönemde bu kampanyayı örgütleyebilirsek en can alıcı konularda gündeme müdahale etmiş ve savunma durumundan çıkmış olacağız.  Bu güne kadar kötüye gidişi durdurmaya çalıştık bundan sonra iyileştirme için mücadele etmeliyiz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Darıca'da neler oluyor?

  Yolu kapatan belediye aracı. AB ülkelerinde belediyeler, küçük ölçekli balıkçılığı desteklemek amacıyla; küçük balıkçı barınakları, iskeleler, çekek alanları ve kıyı koruma yapıları gibi temel altyapıları kurmakta ve geliştirmektedir. Bu yatırımlar, Avrupa Birliği fonları (EMFAF) ile desteklenmekte ve yerel yönetimler tarafından etkin şekilde uygulanmaktadır. Küçük ölçekli balıkçılığın korunmasına ilişkin uluslararası anlaşmalar ve son 15 yılda artan farkındalık çalışmalarına karşın, sahadaki koşulların iyileşmek yerine daha da kötüleştiği açıkça görülmektedir. Yerel esnafı, üreticiyi, küçük işletmeleri ve kooperatifleri desteklemek; aynı zamanda yerel kültürel mirası korumak belediyelerin temel ve yasal görevleri arasında olmasına rağmen, bu sorumlulukların bazı yerlerde açıkça ihlal edildiği görülmektedir. DARICA’DA KABUL EDİLEMEZ UYGULAMALAR Darıca’da, barınak projesi olarak başlatılan ancak projede belirtilen alan yerine farklı bir bölgede inşa edilen tekne parkının mend...

Adalar bölgesi için acil eylem çağrısı

Küçük ölçekli geleneksel balıkçılığın korunması konusunda onca kelam neredeyse yönetiminden akademisyenine sivil toplum örgütlerinden balıkçı örgütlerine kadar kelam etmeyen yok gibi. Lakin bu konuda "kalıcı ve gerçekçi" adımlar atılamıyor. Sanki önümüzde çözülmesi çok zor bir astrofizik problemi var ve biz bunu çözecek bilgi ve yeteneğe sahip değilmişiz gibi bir görüntü ile karşı karşıyayız.  Gerçekten böylemi? Gerçekten bu problemi çözecek bilgi ve beceriye sahip değil miyiz? Bu tartışmaları takip eden tüm taraflar bilir ki aslında ne önümüzde çözümü zor bir problem var karşımızda ne de yönetiminden akademisyenine kadar tartışmaların da çözümün de tarafı olanlar bilgisiz ve yeteneksiz kadrolardan oluşuyor. Bu konuda ki en büyük sorunumuz atılması gereken adımlarda cesaret eksikliği ve küçük ölçekli geleneksel balıkçıların son yıllarda içine düştüğü atalettir. Aya kalkmak ve mücadele etmek zorundayız. Kırmadan dökmeden onca yıldır sergilediğimiz yapıcı tutumu terk etmeden am...

Hassas habitatları koruma ve adalar Gırgır avına kapalı saha üzerine!

  İstanbul Gırgır avcıları ara tebliğ döneminin yaklaşması ile birlikte yeniden hareketlendi. Ana başlıkları ise Gırgır avcılığına kapalı alanın tekrar avcılığa açılması. Başka talepleri de var. İstavrit balığı avlanma boyunun 11 santime düşürülmesi bunlardan birisi. Yayın organlarının bu sayısı ile birlikte merkezi ve siyasal ilişkileri üzerindeki lobi faaliyetlerini açık bir kampanyaya dönüştürdüler. İstanbul Gırgır avcılarının açılmasını istediği alan Kampanyayı iki slogan üzerine oturtmuşlar; Bu yasak bir işe yaramıyor. Bize yasaksa herkese yasak olsun. İki sloganda gerçeği yansıtmıyor ve samimiyetsiz. Yasağın işe yarayıp yaramadığını adalar çevresindeki dip hayatının iyileşip iyileşmediğine bakarak anlayabiliriz. Ama arkadaşlar temel av hedefleri olan pelajik balıklar üzerinden baktıkları için rahatlıkla gerçek olmayan iddialarda bulunuyorlar. Bu yazıda sahadaki dip balıklarının artışına ve tür çoğalmasına dair bilgiler ve görseller bulacaksınız. Yazının sonunda ...