Ana içeriğe atla

SEZON DEĞERLENDİRMESİ

2010-2011 Çevirme ve trol avcılığı av sezonunu da artık gelenekselleşmeye başlayan, av sezonunun uzatılması, uluslararası suyun avcılığa açılması tartışmaları ile kapadık. İdareye geçen sene olduğu gibi bu senede Tebliğ’in arkasında durarak av sezonunun 15 gün uzatılmasını kabul etmedi ve en önemlisi geçen yıl uluslararası su konusunda yapılan hata bu sene tekrarlanmadı.
Geçtiğimiz av sezonu genel hatları itibari ile 4 konuda çatışmaların ve mücadelenin yaşandığı bir yıl oldu.
Bunlar ;
FSD ve onun tam 1 yıl önce başlattığı “İstanbul lüfere hasret kalmasın” kampanyası.
Greenpeace tarafından örgütlenen “sizinki kaç santim” kampanyası
İstanbul boğazındaki gırgır avcılığı için getirilen saha büyütme kararı.
Gelenekselleşmiş  “Sezon uzatılsın” ve “Uluslararası su gırgır avcılığına açılsın” talepleri.
FSD’nin kampanyası her ne kadar Çinakop avcılığının durdurulması ve büyük ölçüde tahrip olan Lüfer stoklarımızın kurtarılmasını amaçlasa da, sürdürülebilir balıkçılık mücadelesinde bir bayrak görevi üstlenmiş balıkçılık sektörümüzün sorunlarının en azından stoklarımızın durumu açısından kamuoyuna duyurulmasında önemli bir görev üstlenmiştir. 1 yıldır yaptıkları militan ve etkin kampanyalar sayesinde “yavru balık avcılığı” medyanın ilgisini ve desteğini de arkasına alarak kamuoyuna taşınmıştır.
Greenpeace “uzun süredir küçük balık yoksa büyük balıkta yok” diyerek stoklardaki genç bireylerin aşırı avcılığına dikkat çekmiş, geçen yıl başlattığı “sizinki kaç santim” kampanyası ile cumhuriyet tarihinin en büyük kampanyasına imza atmıştır. Tüm tünyada stokların aşırı avcılık nedeni ile tahrip edilmesine karşı mücadele eden bu örgüt, endüstriyel balıkçılık karşısında geleneksel balıkçığı desteklemektedir.
Bu 2 sivil toplum hareketinin geçen yıl sürdürülebilir bir balıkçılık için verdikleri mücadelenin en önemli sonuçlarından biri medyanın gözünü ve kulağını denizlere/balıkçılığa çevirmesine neden olmuştur.
Bunlar Türkiye için yeni olaylardır ve bu olanların müspet etkilerini ilerleyen zamanlarda daha fazla göreceğimizden kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
Geçen sezon Liman mevzuatında yapılan bir değişiklik ile İstanbul bağazı içinde ki avlanma alanı genişletilmiştir. İstanbul boğazı dünyanın en dar göç yollarından biridir. Çanakkele boğazı ile birliklte kesinlikle gırgır avcılığına kapatılması gerek bir biyolojik koridor durumundadır. Ne yazıkki  getirilen karar ile avlak sahası büyütülmüş yaptığımız kampanyaya rağmen karar geri çekilmemiştir.
KKGM bu yılda geçen yıl olduğu gibi tebliğlere sahip çıkarak basiretini göstermiştir. Av sezonunun uzatılması taleplerini reddetmiş ve uluslararası suyun avcılığa açılması taleplerini ise sürdürülebilir bir balıkçılık için reddetmiştir.
Genel olarak baktığımızda geçtiğimiz yıl “sürdürülebilir bir balıkçılık mücadelesi” açısından bir müdafaa yılı olmuştur. Balıkçılığımızın sorunlarını kamuoyuna taşıma, örgütlenme ve mücadele açısından ise umutlarımızı yükselten bir yıl oldu.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Darıca'da neler oluyor?

  Yolu kapatan belediye aracı. AB ülkelerinde belediyeler, küçük ölçekli balıkçılığı desteklemek amacıyla; küçük balıkçı barınakları, iskeleler, çekek alanları ve kıyı koruma yapıları gibi temel altyapıları kurmakta ve geliştirmektedir. Bu yatırımlar, Avrupa Birliği fonları (EMFAF) ile desteklenmekte ve yerel yönetimler tarafından etkin şekilde uygulanmaktadır. Küçük ölçekli balıkçılığın korunmasına ilişkin uluslararası anlaşmalar ve son 15 yılda artan farkındalık çalışmalarına karşın, sahadaki koşulların iyileşmek yerine daha da kötüleştiği açıkça görülmektedir. Yerel esnafı, üreticiyi, küçük işletmeleri ve kooperatifleri desteklemek; aynı zamanda yerel kültürel mirası korumak belediyelerin temel ve yasal görevleri arasında olmasına rağmen, bu sorumlulukların bazı yerlerde açıkça ihlal edildiği görülmektedir. DARICA’DA KABUL EDİLEMEZ UYGULAMALAR Darıca’da, barınak projesi olarak başlatılan ancak projede belirtilen alan yerine farklı bir bölgede inşa edilen tekne parkının mend...

Adalar bölgesi için acil eylem çağrısı

Küçük ölçekli geleneksel balıkçılığın korunması konusunda onca kelam neredeyse yönetiminden akademisyenine sivil toplum örgütlerinden balıkçı örgütlerine kadar kelam etmeyen yok gibi. Lakin bu konuda "kalıcı ve gerçekçi" adımlar atılamıyor. Sanki önümüzde çözülmesi çok zor bir astrofizik problemi var ve biz bunu çözecek bilgi ve yeteneğe sahip değilmişiz gibi bir görüntü ile karşı karşıyayız.  Gerçekten böylemi? Gerçekten bu problemi çözecek bilgi ve beceriye sahip değil miyiz? Bu tartışmaları takip eden tüm taraflar bilir ki aslında ne önümüzde çözümü zor bir problem var karşımızda ne de yönetiminden akademisyenine kadar tartışmaların da çözümün de tarafı olanlar bilgisiz ve yeteneksiz kadrolardan oluşuyor. Bu konuda ki en büyük sorunumuz atılması gereken adımlarda cesaret eksikliği ve küçük ölçekli geleneksel balıkçıların son yıllarda içine düştüğü atalettir. Aya kalkmak ve mücadele etmek zorundayız. Kırmadan dökmeden onca yıldır sergilediğimiz yapıcı tutumu terk etmeden am...

Hassas habitatları koruma ve adalar Gırgır avına kapalı saha üzerine!

  İstanbul Gırgır avcıları ara tebliğ döneminin yaklaşması ile birlikte yeniden hareketlendi. Ana başlıkları ise Gırgır avcılığına kapalı alanın tekrar avcılığa açılması. Başka talepleri de var. İstavrit balığı avlanma boyunun 11 santime düşürülmesi bunlardan birisi. Yayın organlarının bu sayısı ile birlikte merkezi ve siyasal ilişkileri üzerindeki lobi faaliyetlerini açık bir kampanyaya dönüştürdüler. İstanbul Gırgır avcılarının açılmasını istediği alan Kampanyayı iki slogan üzerine oturtmuşlar; Bu yasak bir işe yaramıyor. Bize yasaksa herkese yasak olsun. İki sloganda gerçeği yansıtmıyor ve samimiyetsiz. Yasağın işe yarayıp yaramadığını adalar çevresindeki dip hayatının iyileşip iyileşmediğine bakarak anlayabiliriz. Ama arkadaşlar temel av hedefleri olan pelajik balıklar üzerinden baktıkları için rahatlıkla gerçek olmayan iddialarda bulunuyorlar. Bu yazıda sahadaki dip balıklarının artışına ve tür çoğalmasına dair bilgiler ve görseller bulacaksınız. Yazının sonunda ...